Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Eylül > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (9/2014)

Herkes için daha parlak bir gelecek: Her çocuğun özenli, destekleyici bir ailede büyümesi için


UNICEF Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü Marie-Pierre Poirier
Küçük çocuklar eskimiş çocuk bakım tarzının yükünü artık çekmesin 

Ana babalar, akrabalar ve çocuklara bakan kişiler olarak, başkalarıyla paylaşmayı ve etkileşmeyi öğrenen bir çocuğun gülümsemesinin ne kadar büyük bir ödül olduğunu hepimiz biliriz. 
Araştırmalar bugün kesin olarak göstermektedir ki erken çocukluk dönemi, yani 0 ile 3 yaş arası çocukların tam potansiyellerine ulaşmaları açısından belirleyici önemdedir. Ne var ki, bilimsel bilgide sağlanan ilerlemelere karşın çok sayıda küçük çocuk oluşumları açısından en önemli yıllarını elverişsiz ortamlarda geçirmektedir.
 
Orta ve Doğu Avrupa ve Orta Asya’da çok sayıda ülke çocukları kurumlara yerleştirme politika ve uygulamasına hala fazla bel bağlamaktadır. Alarm verici olan, ekonomik büyümenin devlete ait yurtlarda kalan çocuk sayısını azaltmamış olmasıdır. Ana babalarından ayrılmış 1,4 milyon çocuğun yarısı büyük ölçekli kurumlardadır. Tahminlere göre kurumlara yerleştirilen 30 bin kadar çocuk 3 yaşın altındadır ve bu durum söz konusu çocukların sağlıkları, gelişimleri ve gelecekteki yaşam şansları açısından riskli sonuçlar doğurmaktadır. Ailelere yönelik destek bugün bile köklerini eski bir mitte bulan birtakım önlemlere dayanmaktadır: ‘Devlet’ güç durumdaki aileler için bir alternatif olabilir (hatta olmalıdır)… İşte bugün bu eskimiş uygulamanın faturasını ödüyoruz.
 
Politikaları belirleyenler ve savunucular olarak çocukların özenli ve destekleyici ailelerde büyümelerini sağlayacak elverişli ortamları sağlamaktan sorumluyuz. Çocuklar ailelerinden- stres altında olan anne ya da baba; yoksullukla baş edemeyen aile; çocuğun engellilik durumu ya da bir ebeveynin sosyal statüsü gibi -çeşitli nedenlerle ayrı düşebilmektedirler. Güç durumdaki ailelere odaklanarak, erken ayrılmanın nedenlerini kavrayıp bunu önleyerek ve çocukların yararı doğrultusunda sürdürülebilir alternatifler bularak yaklaşımda bir değişiklik sağlayabiliriz.
 
Kurumsal bakım altındaki çocuklarda bağlanma sorunları, gelişimde gecikme ve beyin gelişiminde yetersizlik gibi sorunların ortaya çıkması olasılığı daha yüksektir. Bir kurumda geçirilen her üç ay, çocuk gelişiminde bir aylık gecikme anlamına gelir.
 
Çocukların alternatif bakımıyla ilgili uluslararası ve Avrupa standartları, bütçe tahsislerinde ve hizmet geliştirmede çocuklara öncelik tanınmasının yerinde olduğunu göstermektedir. Geleneksel olarak, kurumsal bakım, tüm çocuklar için tek bir model seçeneğini dayatmıştır. Bu dar bakış, bir bütün olarak topluma uzun dönemli maliyetler getirmiştir.
 
Hükümetler, en başta çocukların ailelerinden ayrılmalarını önleyecek yasal düzenlemelere ve politikalara başvurmalı, ayrılmayı en son başvurulacak çare olarak görmeli ve üç yaşından küçük çocukların kurumlara yerleştirilmelerine son vermek üzere buna ilişkin katı koşullar getirmelidir. Hükümetler ayrıca, çocukların hastanelerde ve doğumevlerinde terk edilmelerini önlemek için sağlık, eğitim ve sosyal refah önlemlerinden (sosyal transferler, sağlıkçıların ve sosyal çalışmacıların eğitilmeleri dâhil) oluşan kapsamlı bir paketi uygulamaya koymalıdırlar. Engeli olan çocuklara yönelik gündüz bakımı ve ev ziyaretleri gibi kaliteli yerel hizmetlerin geliştirilebilmesi için mevcut kaynaklar yeniden yönlendirilmeli, alternatif aile ihtiyacı içinde olan çocuklar için de aile temelli bakım hizmetlerine kaynak ayrılmalıdır.
 
Bölgenin önünde önemli güçlükler vardır, ancak değişim de gündemdedir. Bugün bir dizi ülke aileleri hedefleyen bu tür destekleyici politikalar uygulamaktadır. 2012 yılında Bulgaristan’da ‘Üç yaşından küçük çocukların kurumlara yerleştirilmelerine son: tüm küçük çocuklar için özenli ve destekleyici aile ortamları’ başlıklı bir bölgesel konferans gerçekleştirilmiştir.  Bu başarılı konferans, örnek uygulamaları ve sağlanan ilerlemeleri paylaşmak üzere hükümetleri, kurumları ve ilgili uzmanları bir araya getirmiştir.

Yirmi hükümet, ana baba bakımından yoksun çocukların kurumlara yerleştirilmemesi ve çocuklarına daha iyi bakım sağlayabilmeleri için ailelere destek olunması yönünde bugünkü ve gelecekteki çabalarını aktaran bir açıklama yapmıştır.
İki yıl sonra 10 Eylül’de Eylem Çağrısı sonucunda sağlanan ilerlemenin ele alınacağı bir özel toplantı yapılacaktır. Toplantının ev sahipliğini ekselansları büyükelçi, Bulgaristan’ın BM Daimi Temsilcisi ve UNICEF Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Stephan Tafrov ve UNICEF Genel Direktörü Tony Lake yapacaktır.
 
Çeşitli ülkelerde umut verici uygulamalara tanık olunmaktadır. Bulgaristan, eylem çağrısının desteklenmesinde ön planda rol almıştır. Hırvatistan daha içerici bir sosyal politika benimsemiştir. Sırbistan bugün engeli olan çocuklara yönelik olarak topluluk düzeyinde hizmetler geliştirmiştir. Kazakistan temel sağlık hizmetlerinde sosyal çalışmacılar görevlendirirken Türkiye bakıcı aile sistemini yaygınlaştırmaktadır. Bu çalışmaların etkisi olarak 2012 yılından bu yana bölgede terk edilen bebek sayısında yüzde 10 azalma olmuştur.
 
Şimdi bu ivmeden yararlanıp değişimi hızlandıralım. Bugünkü ekonomik durum, öncelik sıralamasını her zamankinden daha önemli kılmaktadır. Vizyonumuzda, uzun dönemli düşünmek ve stratejik davranmak durumundayız; tepkici önlemlerden proaktif önlemlere geçmek, herkesi kapsayacak bir bakım sürekliliği ortamı yaratmak zorundayız. Ortak amacımız, çocukların özenli ve destekleyici ailelerde büyüme hakkını tüm çocuklar için bir kural haline getirmek için bu tür umut verici deneyimlerden hareket etmektir. Ancak bu yoldan gidildiğinde çocuklar potansiyellerine tam olarak ulaşacak, ancak bu yoldan gidildiğinde bölge çocuklar için ve çocuklarla birlikte gelişecektir.
 
UNICEF Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu Bölge Direktörü Marie-Pierre Poirier.