Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Eylül > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (9/2014)

Kobani'nin hemen karşısındaki 'komşu ve akraba' Suruç'ta sıradışı bir okul...


Üç günlük Yusuf bebeğin annesi Nadya, "Çatışmalar evlerimize yaklaşınca kaçmak zorunda kaldık. Oradaki sorunlar biter bitmez geri döneceğiz. Çocuklarımız çok mağdur oldu"@UNICEF/Türkiye-2014/Yurtsever
SURUÇ, Türkiye, 26 Eylül 2014 -Bir okul düşünün; içinde heyecanla koşuşturan çocuklar yerine endişeli gözlerle bisküvi sırasında bekleyen çocuklar olsun... Bir okul düşünün; sınıflarında düzenli bir şekilde oturan öğrenciler yerine, aileleri ile birlikte bir çuval ya da yardım paketleri üzerinde uyumak zorunda kalan çocuklar ve gençler olsun... 

Bir okulun spor salonunu düşünün; içinde basketbol oynayan yetenekli ve sportmen gençler yerine, anne ve anneanneleri tarafından beşikte sallanan bebekler olsun...Bir okul düşünün masa tenisi tahtasının üzerinde raketler ve pinpon topu yerine iki buçuk somon ekmek ve kirli çocuk giysileri olsun. Bir okul düşünün kütüphanesi bile yatakhaneye dönüştürülmüş olsun...
 
Bahsettiğimiz bu sıradışı okul, Kobani kenti çevresinde yaşanan son çatışmalardan kaçarak Türkiye’ye sığınan çoğu çocuk, kadın ve yaşlılardan oluşan Suriyelilerin yerleştiği“komşu ve akraba” Suruç’taki Yatılı İlköğretim Bölge Okulu. Kısa ve yaygın adıyla YİBO.
 
Okulun her iki binası da Suriyeli misafirler için tahsis edilmiş durumda. Daha önceden bir bina yatakhane, diğer bina ise okul olarak kullanılıyordu. Ancak şu anda her iki binadaki hemen hemen tüm sınıf ve odalar, Suriyeliler için zor şartlar altında da olsa çatışmalardan uzakta, başlarını sokacakları güvenli bir alana dönüştürülmüş durumda.
 
Okulun müdür yardımcısı, şu andaki yardım koordinatörü,  İbrahim Bilgiç genç ve çalışkan bir idareci. İlk günden yani göç dalgasının başladığı 19 Eylül tarihinden itibaren okula sığınan Suriyelilerin ihtiyaçlarını karşılamaya adamış kendisini. Gerek devlet kurumları gerekse uluslararası ve ulusal STK’lar ile koordinasyonu o sağlıyor.
 
“Son altı günde farklı zamanlarda 5 bine yakın kişi buraya gelip gitti. Bir kısmı bir süre kalıp sonra civardaki akrabalarının yanlarına geçtiler. Şu anda okulumuzdaki iki binada toplam 1,500 - 1,700 dolayında Suriyeli kardeşimizi misafir ediyoruz. En çok çocuklar perişan olmuşlar. Onlar özel bir ilgiyi hak ediyor. Süt, bebek maması, bebek bezi, ilaç ve çocuk giysileri en öncelikli ihtiyaçlarımız. Ayrıca, okulun arka bahçesine AFAD tarafından 1.700 kişilik bir çadırkent kurulumu gerçekleştiriliyor.”
 
Hayata hoşgeldin Yusuf bebek

Yıllar önce Suruç’taki bu okul inşa edilirken, günün birinde sınırın hemen diğer tarafındaki Kobani’den yüzlerce kişiye, günün birinde “zorunlu evsahipliği” yapacağını kimse tahmin edemezdi şüphesiz.
 
Okulun spor salonundan adımımızı attığımızda hemen karşı köşedeki beşikte uyuyan minicik bir bebek dikkatimizi çekiyor. Adı Yusuf. Onu diğer bebeklerden ayıran özelliği ise, bu hayattaki yolculuğuna annesinin karnında 4 gün süren bir yürüyüşün ardından Türkiye sınırına ulaştıktan hemen sonra başlaması. Sadece 3 günlük olan Yusuf bebek, beşikte sakin bir şekilde uyurken, annesi Nadya hemen yanıbaşında. Oldukça yorgun ve bitkin görünse de gözlerini bebeğinden bir an olsun ayırmıyor. Yusuf’un abisi 1,5 yaşındaki Muhammed de annesinin hemen diğer yanında uykuya dalmış.
 
İki çocuk annesi Nadya, Yusuf’a hamile iken olayların büyüdüğünü ve ardından evlerini terk etmek zorunda kaldıklarını söylüyor. “Sınıra geldiğimiz sırada fenalaştım. Ambulans ile acil olarak hastaneye getirdiler beni. Doğumu hastanede yaptım. Türkiye’de de çok yaygın olduğu için Yusuf ismini verdik oğluma.”
 
Yaşlı çiftin torun sevgisi

Yusuf bebek ve annesinin yanından ayrıldıktan sonra bu kez karşı taraftaki yaşlı bir çifte yöneliyoruz. Necmi Mustafa 68 yaşında ihtiyar bir delikanlı. Eşi Bedia ise 60 yaşında. 45 yıldır hayat arkadaşı onlar. Nice sevinçler ve hüzünler görmüşler. Her halde en üzücü olanı da bu yaşta evlerini terk etmek zorunda kalmaları olmuştur.
 
Yaşlı çiftin 4’ü erkek, 7’si kız toplam 11 çocuğu var. Torunlarının sayısını tam olarak onlar da bilmiyor! “50’den fazladır” diyor Necmi dede gülerek. Türkiye’ye ilk kez gelmişler. Kendisi, eşi, oğlu, gelini ve iki torunu olmak üzere toplam 6 kişilik bir grup olarak gelmişler. Kobani’de sınıra yakın bir yerde yaşadıkları için yayan yolculukları 1 gün sürmüş. Günlerce yürümek zorunda kalan diğerlerine göre daha şanslı sayılırlar.
 
Fatma hem umutlu hem endişeli gözleri

Binanın dışından bakıldığında ikinci ve üçüncü katlarda pencereye asılmış giysiler, insanın yaşadığı yer ne olursa olsun hemen yerleşme eğiliminde olduğunun kanıtlar gibi. Girişteki spor salonundan sonra, ikinci kattaki sınıfları görmek üzere merdivenleri çıkıyoruz. O sırada kovalar dolusu suyla merdivenleri yıkayan genç kızlarla karşılaşıyoruz.
 
İkinci kattaki arka bahçeye bakan sınıflardan birine izin isteyerek giriyoruz. Akraba olan birkaç aile burada birlikte kalıyorlar. Anneler, genç kızlar ve küçük çocuklar var. Yanlarında onlara refakat eden sadece bir erkek var.
 
Utangaç bakışlı Fatma’yı zor da olsa biraz sohbet etmeye ikna ediyoruz. Fatma daha 13 yaşında. 8.sınıf öğrencisi. Derslerini çok seven Fatma’nın hayali ileride mühendis olmak.
 
Türkiye’ye ailesi ile birlikte 4 gün önce gelmiş Fatma. İki erkek kardeşi daha var. Erkek kardeşlerinin biri şu anda Suriye’de diğeri ise Türkiye’de amcasının yanında  biber topluyormuş. Annesi, babası ve diğer yakınlarıyla birlikte toplam 13 kişi olarak Türkiye’ye geçiş yapmışlar ve şu anda bu sınıfta hep birlikte kalıyorlar.
 
Daima çocukların yanında: UNICEF
 
UNICEF Türkiye, şimdiye kadar sınırı geçiş noktasında 41.000 paketin üzerinde yüksek enerjili bisküvi dağıtımı gerçekleştirdi. UNICEF ekibi çok kısa bir sürede tamamlanacak ihtiyaç tespitlerinin ardından çocuk bezi, çamaşır, giysi ve hijyen seti gibi temel ihtiyaçları birkaç gün içinde ihtiyaç sahipleri çocuklara ulaştıracak.
 
Ayrıca UNICEF, çocuk koruma ve eğitim alanlarda gerekli tüm adımların atılması ve en kısa sürede ihtiyaç duyulan konularda acil müdahalelerin gerçekleştirilmesi için hazırlıklarını da sürdürüyor.



Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever