Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Ekim > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (10/2014)

Suriyeli gönüllü öğretmenlerin eğitim azmi


@UNICEF/Türkiye-2014/Yurtsever
ANTAKYA – OSMANİYE, Türkiye, Ekim 2014 – Kentin dış mahallelerindeki ara sokaklardan birinde, tek katlı, mütevazı bir binanın önündeyiz. Binanın önündeki dar bahçe ile kaldırımı birbirinden küçük bir duvar ve demir teller ayırıyor. 

Dış cephesi kiremit renginde ve yeni boyandığı belli oluyor. Telaşla okula girip çıkan sırt çantalı çocuklar ve duvarlardaki resimler olmasa, ilk bakışta buranın bir okul olduğunu tahmin etmek çok zor. Üstelik Arapça bilmiyorsanız giriş kapısının üstündeki tabelada yazılanlardan da birşey anlamanız imkansız. 

Burası Antakya kent merkezindeki Suriyeli çocukların devam ettiği kamp dışı okullarından bir tanesi. Okulun ismi Fatima Al-Zahraa. Evden okula dönüştürülmek zorunda kalan bir yapının içini tahmin edebilirsiniz. Dar koridorlar, odadan sınıfa çevirilen eğitim alanları, eski birkaç sıra, yan yana dizili plastik sandelyelerde sıkışık bir şekilde oturan çocuklar...Okulun toplam beş sınıfı var. Yeterli yer olmadığı için banyo ile bir oda arasındaki duvar yıkılarak yer kazanılmış ve sınıfa dönüştürülmüş. Banyo perdesi hala sınıfın arka bölümünde duruyor.

Okulun müdiresi Necla Hicazi, Idlipli bir İngilizce öğretmeni. 2013 yılında bu okulun açılması ile birlikte o da hem öğretmen hem de idareci olarak bu okulda gönüllü olarak görev yapmaya başlamış. Kendisi ile birlikte 18’i kadın olmak üzere toplam 21 gönüllü öğretmen, 310 öğrenciye bu okulda eğitim veriyor. Öğrencilerin 150’si sabah, 160’ı ise öğlen okula devam ediyor.
Geçen sene sınav zamanı yanan okulun tadilatını bir STK’nin üstlendiğini belirten Necla öğretmen, “Sadece okul açmak yetmiyor, okulların ihtiyaçlarını da karşılamak lazım. Düzenli olarak olmasa da ara sıra yardımlar alıyoruz. Okul mobilyası, kırtasiye, kitap, çanta, önlük gibi temel ihtiyaçlarımız var. Öğretmenlerimize de maddi destek gerekiyor.”

Kendisinin de 3’ü kız, 1’i erkek olmak üzere dört çocuğu olduğunu söylüyor deneyimli öğretmen. Yaşları 21, 20, 17 ve 14 olan çocukların hepsi Antakya’da yaşıyor. Büyük kızlarının Boynuyoğun Kampı’nda eğitimlerine devam ettiğini söylüyor ve ekliyor: “Büyük kızlarım şimdi Suriye’de üniversiteye gidiyor olacaktı ancak savaş yüzünden olmadı. Antakya’da bir daire kiraladık. Eşim çalışıyor ancak yine de bazı ekonomik sorunlar yaşıyoruz. Suriye’de iken düzenli bir hayatımız vardı. Ancak çatışmalardan sonra işimizi, evimizi, arabamızı kaybettik.”

Tüm zorluklara rağmen gelecekten ümidini kesmeyen Necla Hicazi, yüzünde içten bir gülümseme ile el sallayarak bizi uğurluyor okul kapısının önünden...

Osmaniye’de bambaşka bir okul profili

Yolumuz bu kez Antakya’dan sadece 150 kilometre uzaklıkta Osmaniye’deki kamp dışı bir okula düşüyor. Buradaki çocuklar Antakya’daki Fatima Al-Zahraa okulunda okuyan arkadaşlarına göre çok daha şanslı sayılabilir. Büyük bir spor kompleksinin hemen yanıbaşında 12 derslikli prefabrik bir yapı burası. Girişteki büyük tabeladan okulun AFAD’ın koordinasyonunda, UNICEF Türkiye’nin desteği ve Amerika Hükümeti’nin finansmanı ile yapıldığı belirtiliyor.
 
Okulun bahçesi parke taşları ile döşenmiş, çocuklar rahatlıkla geniş bahçede koşturup, oyun oynayabiliyor. Bisikletleri için özel bir bölüm bile düşünülmüş. Sınıflarda ise standart bir okulda olması gereken tüm ihtiyaçlar mevcut. Haziran 2014’te faaliyete giren okulun iç donanımı hala çok yeni, temiz ve bakımlı.
 
Girişte bizi okul müdürü Nurettin Acuz karşılıyor. 12 yıllık matematik öğretmeni olan Nurettin bey, iki yıl önce Lazkiye’den Osmaniye’ye gelmiş.  İlk geldiği dönemde çocukların okul hayatından uzakta olmaları onu oldukça üzmüş.  Hemen çözüm yolları araştırmaya başlamış. O günleri şöyle anlatıyor: “Baktık ki çocuklar ya sabahtan akşama kadar evde oturuyor ya da tüm gün dışarda, parkta, yolda dolaşıyor. Yani her durumda eğitimden uzak kalıyorlar. Bunun üzerine okul için yazılı müraacatta bulundum. Yetkililer de müracaatıma ilgi gösterdiler ve hatta bana da görev verdiler. Bu bölgedeki tüm evleri sabah akşam tek tek gezerek öğrenci bilgilerini topladım. Sonra gerekli başvuruları yaptık. Bu okul böyle kuruldu.”
 
Kendisi de evli ve 3 çocuk babası olan tecrübeli eğitimci, okulda görev yapan 53 öğretmenin de branş öğretmeni olduğunun altını çiziyor. Bu okulda da tüm öğretmenler gönüllü. Okulun ilk, orta ve lise bölümlerinde eğitim alan kayıtlı 1850 öğrencisi var. Okul, yeni öğretim yılında yani Eylül 2014’te resmi olarak eğitime başlayacak ama onlar yaz aylarındaki telafi sınıfları ile eğitime şimdiden başlamışlar bile.
 
Eğitimin önemini şu sözlerle anlatıyor Nurettin Bey; “İlim çok önemli. Çocuklar ilim sayesinde cahil kalmaz. Memlekete geri döndüğümüzde bu çocuklar doktor, mühendis, avukat olacak. Çocuklar cahil kalırsa, gelecek kuşaklarımızı kaybederiz.”
 
UNICEF Türkiye, eğitime hazır mevcut 14 okul ve inşaatları devam edenlerle birlikte bu sayıyı yakın bir zamanda 50’ye çıkartarak Suriyeli çocukların ‘kayıp bir kuşak’ olmaması için yürütülen bölgesel çabaya tüm gücüyle destek vermeyi sürdürüyor. Bu çabanın bir parçasını da Nurettin bey ve Necla hanım gibi Suriyeli gönüllü öğretmenlerin desteklenmesi oluşturuyor. 


Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever