Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Kasım > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (11/2014)

Kobani'den gelen mültecilere UNICEF'ten kış yardımı


@UNICEF/Türkiye-2014/Feyzioğlu
SURUÇ, Türkiye, Kasım 2014 - Suriye sınırından dolayısıyla Kobani’den 15 km uzaklıktaki Onbirnisan köyüne sığınan 23 yaşındaki Berevan Bozi, inşaatı bitmemiş üç katlı bir evin önünde, iki aylık kızı Berfin’i sıkıca kucağında tutuyor. 45 gün önce, kızı daha 13 günlükken çatışmalardan kaçıp Türkiye’ye gelen Berevan, kış yaklaştıkça kızını sıcak tutmakta güçlük çekiyor.  Berevan,  Eylül’den bu yana Kobani (Ayn al-Arab) sınırını geçen yaklaşık 200.000 mülteciden sadece bir tanesi. Türkiye’ye gelen mültecilerin büyük bir bölümünü kadınlar ve çocuklar oluşturuyor.
 
Türk ve uluslararası yardım kuruluşları bu büyük göç dalgasının ihtiyaçlarını giderebilmek için çok çalışsa da havalar soğudukça mültecilerin temel ihtiyaçları artıyor ve bu ihtiyaçların karşılanması aciliyet kazanıyor.   
 
Bu hafta UNICEF (Türk Kızılayı işbirliğinde) tarafından Onbirnisan köyüne sığınan anne ve çocuklara yönelik kış yardımları başlatılarak bebek temizlik setleri (bebek bezleri, pişik kremleri) ve termal iç giyim malzemeleri dağıtıldı.
 
Berfin’i sardığı battaniyede sallayan Berevan şöyle diyor: ““Havalar iyice soğudu. Bebeğimi sıcak tutacak giysiler lazım. Büyük çocuklar için bize termal iç çamaşırları verdiler, fakat bebeklerimiz için daha fazlasına ihtiyacımız var.”  
 
“Türk yetkililer bize çeşitli malzemeler dağıttı şimdiye kadar, fakat bu ay henüz bir şey almadık.”
 
Sırtlarındaki birkaç parça giysiyle evlerini arkada bırakan binlerce mülteci, yarım yamalak inşa edilmiş evlerin tuğla ve harçtan ibaret duvarları ardına sığınıyor.    
 
Pencerelerde cam, yerlerde halı ya da evde bir yalıtım sistemi yok, su bulunmuyor. Sokaklarda artık delik deşik olmuş giysileriyle oynayan çocukların ceketleri ve ayakkabıları yok.
 
Sınırın birkaç kilometre ötesindeki Karabüyü köyünün nüfusu, mülteci akını nedeniyle iki kat artmış. Köyün muhtarı, kendi kaynaklarıyla yeni gelenler için ellerinden geleni yaptıklarını fakat dışarıdan gelecek yardıma ihtiyaç duyduklarını belirtiyor.
 
225 Suriyeli akrabalarıyla kalırken diğer mülteciler metruk binaları mesken tutmuş durumda. Rodin Asi tek göz odada kocası ve iki çocuğuyla kalıyor—bir buçuk yaşındaki Beretan ve üç yaşındaki Özgür, daha önceden hayvanlar için kullanılan bir kulübede yaşıyor. 
 
“Eskiden ahır olarak kullanılan bir barakada yaşıyoruz. Köy halkı barakayı bizim için temizledi. Suyumuz var, battaniyelerimiz var. Ama ısınmak için daha çok battaniyeye ihtiyaç duyuyoruz” diyor Rodin Asi.
 
Hidan Ahmad ve 8 aylık ikizleri Jumana ve Joanna da onları sıcak tutacak herhangi bir şeyden mahrum ve Hidan önümüzdeki aylarda çocuklarını nasıl ısıtacağı konusunda endişeli.  
 
“Havalar soğudu bile,” diyor. “Bizi ısıtacak şeylere ihtiyacımız var. Kobani’de likit gaz kullanıyorduk, şimdi orada olsak kış giysilerimizi hazırlıyor olurduk.” 
 
Türkiye Cumhuriyeti’nin resmî kampında yaşayan 6.000 mülteciye AFAD (Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı) tarafından bakım ve destek sağlanıyor. Başta 3000 mülteciye ev sahipliği yapan YIBO kampında (kampa dönüştürülmüş okul binasında) yaşayan mülteci sayısı, artan mültecilere sığınak sağlamak amacıyla okul çevresine yaklaşık 180 çadırın kurulmasından sonra, iki katına çıkmış.
 
YIBO kampı yakınında 32.000 kişilik yeni bir kamp inşa edilmekte olup bu kampın iki ay içinde faaliyete hazır olması bekleniyor. Mülteciler, yeni kampta çadırlar yerine prefabrik evlere yerleştirilecek. Yeni gelenlerin çoğu Kobani’deyken okula devam ettiğinden şu an onları meşgul eden çok az şey bulunuyor.  
 
Öte yandan, mülteciler kış geleneklerine devam ediyor. 50 yaşındaki Rabia Aresho, güneşte kuruması için çadırın hemen önüne yerleştirdiği iki parça bezin üzerine koyduğu kırmızı biberlerle ilgileniyor. “Her yıl bu vakitte böyle biber kuruturuz” diyor. “Bütün baharatlarımı Kobani’de bırakmak zorunda kaldığım için şimdi daha çok baharat yapmam lazım” diye ekliyor. Kırmızı biberler kuruduktan sonra ezilerek, hem Türkiye’de hem de Suriye’de yaygın bir baharat çeşidi olan “pul biber”e dönüştürülüyor.
 
Kampta her gün iki öğün sıcak yemek çıksa da çocuklar annelerinin yemeklerini özlüyor.  Rabia ve oğulları—10 yaşındaki Mahmut ve 12 yaşındaki Ahmet— kamp yemeklerine lezzet katmak için tabaklarına bir tutam ev yapımı baharat serpiştiriyor.
 
“Çocuklara giysi lazım,” diyor Rabia. Kendisi için ise çamaşır yıkamasını kolaylaştıracak leğenler istiyor sadece.  

Hikaye: Isabel Hunter
Fotoğraflar: @UNICEF/ Turkey – 2014 / Feyzioglu