Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Kasım > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (11/2014)

Suriyeli ailelere kriz dönemlerinde çocuk koruma eğitimi


@UNICEF/Türkiye-2014/Feyzioğlu
ŞANLIURFA, Türkiye, Kasım 2014 — UNICEF ile Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Türkiye'de kamp dışında kalan Suriyeli mültecilerin temel ihtiyaçlarının tespit edilmesi amacıyla ülkenin güneyinde bulunan Şanlıurfa ilinde pilot bir proje başlattı. 

Ekipler, son iki ay içerisinde Kobane'den (Ayn-El Arap) gelen yüzlerce mülteciye ev sahipliği yapan Suruç’un yaklaşık 46 köyünü ziyaret etti.
 
UNICEF temsilcileri bu ziyaretlerde özellikle kimsesi olmayan, yardıma muhtaç çocukları tespit etme fırsatı buldu.
 
Gıda ve barınma gibi acil temel ihtiyaçların yanı sıra ailelerin dikkate alması gereken diğer sorunları anlatan, parlak renkler ve resimlerle daha anlaşılır hale getirilen bilgilendirici broşürler dağıtıldı.
 
Hem broşürlerde hem de yapılan görüşmelerde çocukların silahlı gruplardan ve bu gruplara katılmak üzere yeni üyeler toplayan kişilerden uzak tutulmasının önemi anlatıldı ve kız çocuklarının, özellikle küçük yaşta evlilik yoluyla karşı karşıya bırakıldığı istismar riskine işaret edildi. Ayrıca yeni doğan çocukların nüfusa kaydettirilmesinin ve ailelerin bir arada kalmaya devam etmesinin önemini altı çizilerek, sunulan insani yardımlar hakkında da bilgilendirme yapıldı.
 
Köy köy bilgilendirme
 
Türkiye-Suriye sınırına yalnızca birkaç kilometre uzaklıkta bulunan Akören Köyü’nde düzenlenen eğitim sırasında, burada yaşayan Suriyeliler eğitim imkanları ve sağlık hizmetlerine erişim konusundaki endişelerini dile getirdiler. Mültecilerin çoğu Türkiye'de sağlık hizmetlerinin ve reçeteli ilaçların tüm Suriyeli mültecilere ücretsiz olarak sunulduğundan haberdar olmadığı görüldü. Eğitim olanaklarına erişimin ise tüm bölgede sağlanması biraz daha zaman alacak gibi görünüyor.
 
Toplantı salonunun birkaç metre ötesinde, teneffüse çıkan Türkiye vatandaşı çocuklar oyun oynuyor. Parlak renklere boyanmış salıncaklar, kaydıraklar ve oyuncaklar yuvalarına dönmek isteğiyle yanıp tutuşan Suriyeli çocuklarla tam bir tezat oluşturuyor.
 
Köy muhtarı Selahattin Çelikay köy okulunun 400 öğrenci kapasiteli olduğunu ve civar köylerden gelen çocukların da burada öğrenim gördüğünü söylüyor. Yeni gelenlere pek yer kalmadığını ifade ederek yolun karşısında bulunan kırık dökük haldeki tek katlı pembe binayı işaret ediyor. “O binayı okul yapıp Kobani'den gelen çocuklar için kullanmayı düşünüyoruz.”
 
49 yaşındaki Shaheeda ve 15 yaşındaki oğlu Muhammed, Kobani'nin 40 kilometre doğusunda bulunan Kertel köyünden, İŞİD saldırıları başlayınca kaçıp gelmişler.
 
Köylerinden ayrılalı 50 gün olmuş; şimdiyse hayatta kalmayı başarmanın bedellerinden olan ekmek parası derdine düşmüşler.
 
Tek oğluna ne kadar kıymet verdiği belli olan Shaheeda “Muhammed'in çalışmasını istemiyorum” diyor .
 
Kobaneli Muhammed: “Para kazanmam gerek”
 
“Ama artık bir şekilde para kazanmamız gerek.” Muhammed üç yıl önce 9. sınıftayken okulu bırakmış. Annesi Shaheeda kendisinin de yalnızca üç yıl okula gittikten sonra babasının öğretmeniyle yaşadığı bir anlaşmazlık nedeniyle okulu bıraktığını söylüyor.
 
Kanunlara göre Türkiye'de çocukların 15 yaşından itibaren çalışmasına izin veriliyor, ancak yalnızca Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'nın belirlediği iş kollarında çalışabiliyorlar.
 
Shaheeda ve Muhammed, Shaheeda'nın kocasının ikinci eşi ve ondan olan dokuz çocuğuyla birlikte yaşıyorlar. Shaheeda bu çocukları da kendi çocuğu gibi gördüğünü söylüyor.
 
10 yaşındaki Shinda, diğer pek çok çocuk gibi, ne zaman eve döneceklerini sorup duruyor. Shaheeda'nın anlattığına göre Resulayn'daki kuzenlerini özlüyor. “Shinda çok keyifsiz ve sürekli ağlıyor. Yakında köyümüzün kurtulacağını, bizim de o zaman evimize dönebileceğimizi anlatıyoruz çocuklara” diyor. 
 
Altı yıldır  anaokulu müdürü olarak çalışan Aslı Almaz, gönüllü olarak bu projede görev yapan eğitimcilerden biri.  Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’ndan sertifika alan gönüllüler genelde Türk toplumu içerisinde yaşayan dezavantajlı aileleri ziyaret ediyorlar. Almaz, bu proje ile ilk kez Suriyeli mültecileri ziyaret ettiklerini belirtiyor. 
 
Eğitimlerde 2 binden fazla kişiye ulaşıldı
 
“Ziyaret ettiğimiz aileler beklediğimden çok daha bilinçliydi. Sorunların farkında olduklarını ve onlarla görüşmek istediğimiz konuları daha önceden düşünmüş olduklarını gördüm.  Kıyafet, gıda yardımı yapmak çok önemli ama kısa vadeyi ilgilendiren yardımlar, ancak gelecekte onları nelerin beklediğini, ne gibi risklerin söz konusu olduğunu anlatmak da uzun vadede hayati öneme sahip” diyor Aslı Almaz.
 
UNICEF Türkiye Temsilciliği’nin Acil Durumlarda Çocuk Koruma Sorumlusu Irmak Kurttekin ise konuya ilişkin olarak; UNICEF ve Aile ve Sosyal Politikalar İl Müdürlüğü bu girişim kapsamında Suriyeli mültecilerin çocuk koruma konusundaki farkındalıklarını arttırmayı ve risk gruplarını tespit etmeyi hedeflediklerini ve Suruç'un 86 köyünden 46'sını ziyaret ederek 2.256 kişiye ulaşmayı başardıklarını söylüyor.
 
“İlgili merciler temel ihtiyaçların karşılanması konusunda çalışmalar yapıyor, ancak bizler bilgilendirme amaçlı görüşmeler yaparak ailelere psikososyal destek hizmetleri sunulmasının da en az bu ihtiyaçlar kadar önemli olduğuna inanıyoruz. Çocuklu aileler çok ciddi tehlikeler atlatmış ve pek çoğu şiddete maruz kalmış. Şu an güvende olsalar da, köylerinden gelecek haberleri bekleyerek yaşıyor ve bir daha memleketlerine dönüp dönemeyeceklerini bilmek istiyorlar. Bu belirsizlik içerisinde, profesyonel yardım almaları gerekiyor.”
 
 
Yazı: Isabel Hunter
Fotoğraflar: K.Feyzioğlu