Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Aralık > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (12/2014)

Yeni bir hayat yeni bir dil hikayesi: Lazkiyeli Azize


Azize "Mersin'i seviyorum. Bana Lazkiye'yi hatırlatıyor. Burada çok az boş zamanım oluyor. O zamanlarda film izlemeyi daha çok seviyorum." diyor. @UNICEF/Türkiye 2014/Yurtsever
MERSİN, Türkiye, Aralık 2014 – Mutlu, huzurlu ve sakin bir hayattı onunkisi…Tıpkı tüm sıradan çocuklar gibi…Annesi, babası ve 7 kardeşi ile birlikte “normal” bir yaşam sürüyorlardı. Hem Lazkiye’de hem de şehirden 1,5 saatlik uzaklıktaki köylerinde bir evleri vardı.

Konu geniş ailesine gelince, babasının emekli bir marangoz, annesinin ise ev hanımı olduğunu 5 kız, 2 de erkek kardeşinin bulunduğunu anlatıyor. Kimi evlenmiş, kimi liseyi bitirip iş hayatına atılmış, kimileri ise üniversite ve yüksek lisans eğitimi almış. O ise ailenin yedinci çocuğu.  İki ay sonra 24 yaşına girecek. Adı Azize.

Ülkesindeki çatışmalar şiddetlenmeye başladığında Lazkiye’deki Tishreen Üniversitesi’nde Fizik Bölümü’nde 3.sınıfta okuyormuş. Bilime, teknolojiye, nükleer fiziğe meraklı bir genç kız o. Ülkesi ve kendisi için hayalleri varmış o günlerde. Bilim sayesinde ülkesini daha da kalkındırmayı hedefliyormuş eğitimine devam ederken.

Ülkeye gözyaşları ile elveda

Güzel günler çok da uzun sürmemiş. Üülkesindeki çatışmaların her geçen gün artması ailesini ve özellikle de annesini oldukça tedirgin etmiş. Aile içinde artık iyiden iyiye başka bir ülkeye, özellikle de en yakındaki kuzey komşusu Türkiye’ye gitme fikri konuşulmaya başlamış.

Babasının aile üyelerine Türkiye’ye gitme kararını açıkladığı günü gözyaşları ile şöyle anlatıyor: “O günü hiç unutmuyorum ve hayatım boyunca da unutamayacağım. 2012 yılının 3 Haziran günüydü, hepimiz çok sıkıntılıydık. O anları her hatırladığımda gözyaşlarıma hakim olamıyorum.”

Ailesi ve kardeşleri bu kararı desteklerken, o ısrarla Suriye’de kalmaları gerektiğini savunmuş. En azından bir süre daha kalmayı, bu süre içinde yaklaşan sınavlara girmeyi ve üçüncü sınıfı bitirebilmeyi istiyormuş. Babasına gözyaşları ve hiddetle “Bu evin duvarlarına iyi bak baba. Belki bir daha hiç göremeyeceksin onları. Çok özleyeceksin.” dediğini anlatıyor.

Annesi, kızkardeşi ve ağabeyi 6 Haziran’da Türkiye’ye geçerken, O ve ablası Lazkiye’de kalmış. Azize sınavlarını verdikten sonra 14 Temmuz günü onlarda Türkiye’ye doğru yola çıkmışlar, yanlarındaki 93 yaşındaki Alzheimer hastasu dedeleri ile birlikte. Sabah yedide çıktıkları uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra öğleden sonra 4-5 gibi Türkiye sınırına varmışlar ve beraberlerinde hasta biri olmasına rağmen yolun son bir saatlik bölümünü yürüyerek geçmek zorunda kalmışlar.

“Dedeme biz bakıyorduk. Aklını iyice kaybetmişti. Babama ağabey diyordu. Sınıra vardıklarında Türk görevliler dedemi sırtlarında taşıdılar sağolsunlar. O anı da hayatım boyunca asla unutamayacağım.” Ancak yaşlı dedesi çadırkentteki ikinci günlerinde vefat etmiş. “Tekerli sandalye verilmişti ona. Güneşlenirken birden eli düşmüş. Kendisinin annesi Türk idi. O yüzden belki de toprağı onu çağırdı dedi annem” diye anlatıyor Azize.

Hem öğrenci hem gönüllü öğretmen

Üniversite öğrencisi olduğu için, kampta kurulan okulda ortaokul ve lise öğrencilerine gönüllü olarak fizik ve kimya dersleri vermiş. Bu arada özel öğrenci olarak Antakya’daki Mustafa Kemal Üniversitesi’nde Fizik Bölümü’nde derslere girerken, bir yandan da UNICEF desteği ile Türkçe Öğretim Merkezi (TÖMER) tarafından Suriyeli öğrencilere yönelik olarak gerçekleştirilenTürkçe Kursları’na devam etmiş.

Aynı kamptan 40 arkadaşı ile birlikte Nisan 2013’te başladığı Türkçe eğitimini, Eylül ayında başarıyla tamamlamlayarak sertifikasını almış. “Bir yandan kamptaki okulda gönüllü öğretmenken, bir yandan da TÖMER kursunda öğrenciydim. Güzel günlerdi, eğlenceliydi. Boşlukta kalmaktan kurtulmuştuk bu kurs sayesinde. Kendimize geldik adeta. TÖMER’de altı ayımız geçti, kurs bitince keşke bir altı ay daha geçseydi dedik arkadaşlarımla. Öğretmenim bizimle çok ilgilendi, kitaplar getirdi, sabırla bize Türkçe öğretti. Bizi hep teşvik etti. Kendisini hiçbir zaman unutmayacağız” diyor Azize.

Sertifikasını aldıktan sonra üniversite tercihini Mersin Üniversitesi Hemşirelik Bölümü’ne kaydolmuş. Eğitimine Şubat 2014 tarihinde sınıfındakilerden geç olarak  başladığı için bu süreyi telafi etmek amacıyla önceki dönemin derslerini de alıyor. Zor bir dönem olsa da o bundan şikayetçi değil: “Üniversite eğitimime devam etmemi sağlayan Türk hükümetine teşekkür ediyorum. Bu belkide hayatım boyunca yakaladığım en önemli fırsat oldu. Bunun yanında okul dışındaki zamanlarımda özel dersler veriyorum. Arapça öğrettiğim benden yaşça büyük Türk öğrencilerim var. Suriyeli arkadaşlarıma da Fizik ve Kimya dersleri vermeye devam ediyorum. Laptop almayı düşünüyordum ama özel derslerden kazandığım para ile aileme destek olmak zorundayım.”

Yeni hedef hemşirelik

Hemşirelik sayesinde yaralı veya hasta kişilere yardımcı olabileceği için mutlu olduğunu söylüyor başarılı öğrenci. Mezun olduktan sonra Ankara ya da İstanbul’da kendisini geliştirmeyi hedeflediğini belirtiyor. Azize kendisinin ve diğer arkadaşlarının çok çalışmak zorunda olduklarını söylüyor ve nedenini yine kendi açıklıyor:  “Tıpkı İkinci Dünya Savaşı’nda yakılıp yıkılan Almanya gibi bizler de birgün Suriye’yi sıfırdan ayağa kaldıracağız.

Suriyeliler hakkında olumsuz yargıda bulunan insanlara karşı ise bir halk hakkında hiçbir zaman genelleme yapılamayacağını, her toplumda iyi ve kötü insanların bulunabileceğini vurguluyor. "Eskişehir’de yaz okulu okurken “Suriye’de Kadın Olmak” diye bir konferans yapma şansım oldu. Orada şunu anlattım. Önyargılı insanlarla karşılaştığımda beyaz bir kağıda siyah bir nokta çiziyorum ve ne gördüklerini soruyorum. Genellikle siyah nokta gördüklerini söylüyorlar. Aslında bembeyaz bir sayfada küçük bir siyah noktaya takıldıklarını anlatıyorum onlara. Suriyeliler için de aynı şey geçerli.”

UNICEF, Milli Eğitim Bakanlığı, AFAD,  Yurtdışı Türkler ve Akraba Topluluklar Başkanlığı ile Gaziantep Üniversitesi TÖMER işbirliğinde ve Amerika Birleşik Devletleri’nden UNICEF’e aktarılan fonlar ile Suriyeli gençlere yönelik olarak başlatılan Türkçe dil kurslarına bugüne kadar 2046 öğrenci kayıt yaptırdı ve 833 tanesi kursu başarıyla tamamlayarak sertifika almaya hak kazandı. Tıpkı Lazkiyeli Azize gibi...


Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever