Anasayfa > Basın Merkezi > 2006 > Temmuz > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (7/2006)

2006/07/13 - Küresel Bir Kampanyanın Odağındaki Kızlar


Yakın arkadaş olan Nergiz (12) ve Hanım (13) yaz tatillerin seve seve bölerek bizimle tanışmak üzere okula geldiler. Boş koridor ve sınıflar, dışardan gelene pek çekici gelmeyebilir. Fakat dağlık Doğu Anadolu'nun Van şehrinden bu iki kızın gözünde bu mekanlar, peri masallarının geçtiği, neşe ve umut kaynağı olan bir sahnedir.
Öğrenciler, Nergiz ve Hanım
Öğrenciler, Nergiz ve Hanım: sonunda okula kaydoldular!
Fotoğraf Sema Hosta © UNICEF Türkiye 2006

Okul çok güzel bir yer bence, diyor Nergiz; Bir insan okula geldiğinde herşeyi öğreniyor ve arkadaşları oluyor.

İki yıl önce her ikisinin de eğitime katılma umudu yoktu. Bölgedeki pek çok aile gibi, onların aileleri de onları okula gönderme gereği duymamıştı. Durumumuz çok iyi değildi ve ben evde yardımcı oluyordum diye anlatıyor Nergiz. Onbir kardeşten biri olan Hanm da ekliyor Ağabeyim kızlar okula gitmez dedi.

Ancak fırsat, kapılarına kadar gelecekti. Kapıyı çalanlar, 2003 yılında Van ve dokuz diğer geri kalmış ilde başlatılan ve oradan tüm ülkeye yayılan, kızların eğitimi için düzenlenen Haydi Kızlar Okula! kampanyası çerçevesinde eğitim alan gönüllülerdi. Milli Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından yürütülen ve diğer hükümet kuruluşları, UNICEF, Avrupa Birliği (AB),Dünya Bankası, özel bağışçılar ve sivil toplum örgütlerinin de yer aldığı veya desteklediği bu kampanya sayesinde, Van’da şimdiye kadar okula gitme şansı bulamayan 14,000 kız öğrenci okullara kaydoldu. Bunun sonucunda, Haydi Kızlar Okula! kampanyasının 2003 yılında başlamasından beri, ildeki ilköğretim okullarına giden erkek öğrenci ve kız öğrenci sayıları arasındaki fark yüzde 26 oranında azaldı.

Yüz Yüze

Kampanya, kamuuoyunda geniş yankı uyandırdı. Bölgedeki kamu görevlilerinin, köy muhtarlarının ve imamların desteği sağlandı. Merkezen uzaktaki kırsal kesimdeki çocuklar için yatılı okullar da olmak üzere, yeni okullar ve sınıflar inşa edildi. çocuklarını okula gönderen yoksul aileleri şartlı nakit transferden yararlandırıldı. Gerektiğinde ücretsiz ulaşım olanakları sağlandı, eğitim araç gereçleri ve kırtasiye malzemeleri dağıtıldı. Hayatlarında hiç okula gitmemiş olduğu halde yaşları ilerleyen çocuklar için bir telafi müfredatı hazırlanmaya başlandı.

Kampanyanın başarısının en önemli etmeni, isteksiz babaların yüz yüze görüşürülerek ikna edilmesi. Bu amaçla, eğitimden geçirilmiş 2,700 kamu personeli (öğretmen, okul müdürü, imam, muhtar vb.) ve gönüllü yalnızca Van ilindeki 700’den fazla yerleşim yerini tekrar tekrar ziyaret etti. Anlattıkları anılar kolay kolay bitmez. Kızların eğitim görmesine başta karşı olup da sonradan en büyük savunucuları haline gelenler, çocukların tamamının bir günde okula kaydolduğu köyü, gazete ve televizyonun yardımıyla okumayı kendi kendilerine sökmüş olan kızlar, bu anıların sadece birkaçıdır.

Kızların okula gitmesini sağlamak yalnızca ilgili kız çocuklarının yararına değil. Bu aynı zamanda ileriki nesillerin daha eşit ve daha sağlıklı bir sosyal çevrede yetişeceği anlamına geliyor. Annelerin eğitim düzeyi ve çocuk sağlığı göstergeleri arasında kuvvetli bir bağıntı bulunuyor. Ulusal düzeyde yapılan araştırmaların işaret ettiğine göre, hiç eğitim görmemiş annelerin çocukları arasında bebek ölüm oranı, beş yıllık temel eğitim görmüş annelerin çocukları arasındaki orandan iki kat, sekiz yıl veya daha fazla eğitim görmüş annelerin çocukları arasındaki orandan üç kat daha yüksektir.

Mutlu Son Mu?

En çok hikaye okumayı seviyorum diyor Nergiz. En sevdiği hikaye de, Pamuk Prenses ve Yedi Cüceler. Fakat Türkiye’nin külkedilerinden pek çoğu hala baloya davet edilemeyi bekliyor. çoğu kız olan yüz binlerce ilkokul çağındaki çoçuğun okula gitmediği belirtiliyor. çoğu hiç kayıt olmuyor, diğerleri ise sekiz yıllık müfredatı tamamlamadan ayrılıyor.

Babalar ve geleneksel toplum liderleri, ailelerinde ve aşiretlerinde şimdiye kadar sahip oldukları mutlak gücü kaybetme korkusuyla kız çocuklarını okula göndermemekte direniyorlar. Herkes hükümetle iş birliği yapmaya aynı ölçüde yanaşmıyor. Kırsal kesimden aileler, genellikle kızlarının okul servislerinde erkek çocuklarla bir arada olmasını istemiyorlar. Hem kırsal hem de kentsel alanda yoksulluk, küçük çocukların okula gidecekleri yerde evde veya dışarıda çalışmasını gerektiriyor. Tarım sektörü dışında ücretli kadın istihdamı düşük olduğundan, kamu memurları bile kız çocuklarının eğitilmesinin önemini tam olarak kavrayabilmiş değil. Bu engelleri aşmak için, insan ve maddi kaynakların arttırılması, işlemlerin hızlandırılması ve daha iyi istatistiklerin hazırlanması gerekmektedir.

Binyıl kalkınma Hedefleri

Bizim için, eşitsizlikleri azaltmak ve binyıl kalkınma hedeflerine ulaşmak için yürütülen dünya çapındaki kampanyanın bir parçası diyor UNICEF Genel Başkan Yardımcısı Kul Gautam.

Bu kampanya nelerin yapılabileceğini gösteriyor. Türkiye’nin başka ülkelere parmakla gösterebileceğimiz bir liderlik rolü oynamasını istiyoruz. … Pek çok bakımdan Türkiye zaten bir lider, ama biraz daha çabayla örnek teşkil edebilir.