Anasayfa > Basın Merkezi > 2006 > Nisan > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (4/2006)

2006/04/19 - Çocuklarla ilgili konularda habercilik duyarlı ve anlayışa dayalı biçimde yapılmalı


Medya çocuklara yönelik taahhütlerde sağlanan ilerlemelerin izlenmesinde ve bu konuda duyarlık geliştirilmesinde özgün ve belirleyici bir role sahip.
UNICEF ODA/BDT İletişim Danışmanı, Lynn Geldof
Lynn Geldof: Medya, sorumlu
davranarak ve çocukların haklarını
gözeterek kamuoyuna olumlu bir
örnek sunabilir.

Photograph by Kemal Özmen
© UNICEF Turkey 2006

UNICEF
Dünya Çocuklarının Durumu 2006

Ankara, 19 Nisan 2006 -- Gazeteciler, hukukçular ve akademisyenler arasında çocuk haklarıyla ilgili bilinç ve duyarlılık düzeyini yükseltmek ve çocuklarla ilgili habercilikte etik değerlerin gözetilmesini sağlamak amacıyla Adana, Ankara, Diyarbakır, Erzurum, Kocaeli, Muğla ve Samsun’da 7 seminer düzenlenmiştir. UNICEF bu seminerleri, IPS İletişim Vakfı’nın ortaklığı ile Kasım 2005 ve Mart 2006 tarihleri arasında gerçekleştirmiştir.

Her biri iki gün süren bu seminerlerde çocuk hakları ile ilgili sunuşlar yapılmış, haberlerde çocuklarla ilgili konuların ele alınışı etik ve haklar çerçevesinde incelenmiş ve ilgili konular tartışılmıştır.

Çocuk Hakları ve Medya seminerin Ankara’daki açılışında UNICEF Türkiye adına konuşan İletişim Sorumlusu Sema Hosta şu açıklamayı yapmıştır:

Medyanın misyonu, yalnızca olayları haber olarak iletmek değil, kamuoyuna iletilen haberlerin doğruluğunu, etik açıdan sağlamlığını ve çocuklar gibi dezavantajlı grupların hakları ile ilgili duyarlığı artırmaktır.

Hosta, çocuk hakları ile ilgili konularda medyanın destekleyici ve yaygınlaştırıcı rolüne dikkat çekerek şunları söyledi:

Yerel gazetecilerin ve yayıncıların, bu bakımdan özellikle önemli rolleri vardır. UNICEF’in deneyimleri, toplumsal koşullar ve kamuoyu bilinç düzeyi Türkiye’de bir bölgeden diğerine -- hatta coğrafi olarak birbirine yakın bölgeler arasında-- büyük farklılıklar gösterse bile, medyanın, UNICEF’in gündeme getirmek istediği konularda halka ulaşmada ve gerekli açıklamaları yapmakta sürekli ve yaşamsal önemde rolü olduğunu göstermektedir.

Örneğin, yerel medyanın Haydi Kızlar Okula! kampanyası çerçevesinde ilköğrenimde cinsiyet açığının kapatılmasında ve kız çocukların okullaşmalarında son derece önemli rolü olmuştur. Bunun nedeni, medyanın kendi hitap ettiği çevreleri iyi tanıması, kız çocukların eğitimini etkileyen bölgesel konularda halkı en doğrudan ve yakın biçimde nasıl bilgilendireceğini bilmesidir.

UNICEF Orta ve Doğu Avrupa ve Bağımsız Devletler Topluluğu (ODA/BDT) İletişim Danışmanı Lynn Geldof ise Dünya’da çok sayıda kişinin BM Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’den haberi olmadığını, iki ülke dışında bütün ülkelerin bu Sözleşme’yi onayladıklarını dahi bilmediğini belirttikten sonra sözlerini şöyle sürdürdü:

Türkiye gibi Sözleşme’yi onaylayan ülkeler Çocuk Hakları Komitesi’ne düzenli aralıklarla rapor ileterek çocuk haklarını yaşama geçirecek düzenlemeler ve politikalarda sağlanan ilerlemeleri göstermek zorundadırlar. Gerek bu raporların, gerekse sivil toplum kuruluşları ve medya tarafından kaleme alınacak alternatif raporların hazırlanması büyük önem taşımaktadır; çünkü, diğer kesimlerin hazırlayacakları raporlar, hükümet raporlarında yer almayan konulara ilişkin toplumsal kontrol mekanizmaları olarak işlev görmektedir.

Sonuçta, medyanın bu açıdan oynayabileceği son derece pozitif ve aktif bir rol vardır. Çocuklarla ilgili meselelerin basında ve televizyonda ele alınış biçimi bu meselelere ilişkin kamuoyu bilinç ve duyarlılığının ‘barometresi’ olarak işlev görmenin yanı sıra, çocuklarla ilgili konulara yönelik genel tutumları yansıtmakta, güçlü yanları ve giderilmesi gereken zaafları ortaya koymaktadır.

Medya, çocuklara saygılı davranarak, sansasyona veya duygu sömürüsüne yönelmeden çocukların sorunları üzerinde odaklanarak kamuoyunun bu konulardaki bilinç ve duyarlılık düzeyini yükseltebilir ve çocuk sağlığı, eğitimi, gelişimini ve korunması gibi alanlardaki ulusal standartlara önemli katkılarda bulunabilir.

Medya, böyle bir tutum izlediğinde aynı zamanda, sorumlu davranarak ve çocukların haklarını gözeterek kamuoyuna olumlu bir örnek sunabilir. Ancak medya, haberlerinde, ilgili çocukların özel yaşamlarını ve güvenliklerini tehlikeye düşürebilecek bazı önemli tanımlamaları gizli tutmasını da bilmelidir.

Çocuk Haklarına Dair Sözleşme Kapağı
Seminerler, BM Çocuk Haklarına Dair
Sözleşme’sinin (
ÇHS) önemini
vurgulamaktadır.
© UNICEF Turkey 2006

 

Çocuklarla ilgili habercilik

Katılımcılara, her seminerin başında ve sonunda test uygulanmıştır. Bu testlerin amacı, katılımcıların çocuk hakları ve ilgili konulardaki bilgilerinde meydana gelen ilerlemelerin belirlenmesiydi. Testler şu sonuçlara işaret etmektedir:

  • seminerlerden önce katılımcıların % 50’si haberlerdeki çocukların özel yaşamlarının ve kimliklerinin gizli tutulması yükümlülüğünü kabul etmekteydi -- eğitimler sonucunda ise bu oran önemli ölçüde artmıştır; bununla birlikte, bu konunun medya etiği açısından ulusal bir standart haline gelebilmesi için daha yapılması gereken çok şey vardır;
  • çocuklara edilgen değil daha aktif rol tanınması gerekliliğine ilişkin duyarlılıkları ve neden çocuklarla ilgili konularda haber yapmaları istendiğine ilişkin bilinç düzeyi yükselmiştir;
  • çocukların davranışları ve görüşleri ile ilgili sağlıklı bilgilerin ancak yetişkinler, güvenlik güçleri, ana–babalar vb. diğer taraflardan derlenebileceği yolundaki yanılgının azaldığı gözlenmiştir.

Galatasaray Üniversitesi’nden Mutlucan Şahin’e göre:

Seminerin özel olarak çocuk haklarına odaklanması sayesinde katılımcılar ulusal ve yerel medyada şu an neler yapıldığına daha sağlıklı ve kapsamlı bir bakış açısı geliştirmişlerdir. Bunlar, hemen herkesin bir ölçüde haberdar olduğu, ancak bazı özel nedenlerle ihmal ettiği konulardır.

Gene aynı üniversiteden Tolga Çevikkol’un görüşleri ise şöyledir:

Türkiye’de çocukların durumu ile ilgili haberlere yayınlarda oldukça fazla yer verilmektedir. Ama asıl yapılması gereken ‘çocuklar hakkında ne tür haberler yapılıyor’ sorusunun yanıtlanmasıdır. Örneğin ben kendi adıma çocukların ve çocuklarla ilgili konuların medyada nasıl yer aldığını bundan böyle daha yakından izleyeceğim.

Bilecik’te yayınlanan Yeni Pazar Gazetesinden Ergün Özmen:

Yıllardır gazetecilik yapıyorum, ancak çocuklarla ilgili haberlerde ne tür yanlışlar yapmış olduğumu yeni fark ediyorum. Öyle görünüyor ki kendi özel durumlarını ve koşullarını dikkate almadan çocuklar hakkında kestirme yargılarda bulunmaya fazlasıyla hazırız. Örneğin, ortada ‘suçlu çocuk’ diye bir şey yoktur; olan, suça itilen veya zorlanan çocuktur.

Bursa Mustafakemalpaşa Dost Gazetesinden Zafer Beyaz:

Çocukları büyüyen ve gelişen, bir süre sonra yetişkinliğe ulaşacak insanlar olarak göremediğimi anlıyorum. Bilinçsizce de olsa, onları kendim gibi bir birey olarak görmeyi reddediyordum. Çocukların kırılgan bireyler olduklarını ve gazeteciler olarak bu noktaya gerekli dikkate göstermemiz gerektiğini öğrenmek benim açımdan gerçekten önemliydi.

Gazeteciler, her eğitimin sonunda imzaladıkları taahhütnamede medya mensupları olarak Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’nde yer alan hakların yaşama geçirilmesinde kendi sorumluluklarını yerine getirme sözü verdiler.

Eğitime katılanlar ayrıca yayınlarında çocuklarla ilgili haberler ve mülakatlara belirli bir oranda yer verme sözü verdiler:

Görev yaptıkları çeşitli medya organlarında yer alacak (bu haber ve mülakatlar) çocuk hakları konusundaki bilinç ve duyarlılık düzeyinin gelişmesine katkıda bulunacak içerik taşıyacaktır.

Medya mensupları verdikleri bu sözlerle aynı zamanda bu tür haber ve yorumlarda yer alan çocukların haklarını ihlalden kaçınma, çocukların ifade özgürlüklerini koruma ve kendilerini ilgilendiren meselelerde çocukların görüşlerini alma taahhüdünde de bulunmuş oluyorlardı.

Ayrıca seminerlere katılanların hemen hepsi Çocuk Dostu Medya İletişim Ağı üyesi olmayı arzuladıklarını belirtmişlerdir.

UNICEF, çocuklar ve medya

UNICEF’in temel yayını durumunda olan Dünya Çocuklarının Durumu, 2006 yılında yayınlanan Dışlanan ve Görülmeyen başlıklı sayısında şöyle demektedir:

Medyada çalışanlar -- gazeteciler, yazarlar, yayıncılar ve programcılar -- toplumlarının gözü, kulağı ve sesidir ve çocukların nasıl görülüp nasıl sergilendiklerinde büyük etkileri vardır. Medya mensupları, çocukların haklarını haber ve medya gündemlerine taşıyarak, genel kamuoyunun ve kanaat önderlerinin dikkatlerini çocuk hakları ihlallerine çekerek ve gerektiğinde bu konularda hükümetleri sorgulayarak büyük yardımlarda bulunabilir.

Raporda ayrıca şu görüş de dile getirilmektedir:

Dışlanmış ve görünmez çocuklar -- sokak çocuklarından çocuk askerlere kadar -- medyada çok önemli haberlere kaynaklık edebilir ve medya bu çocukların gereksinimlerinin dikkate alınması açısından son derece elverişli bir ortam yaratılmasına katkıda bulunabilir. Ne var ki, medyada çalışanların hepsinin bu konumdaki çocukları gerekli saygı ve anlayışla ele aldıkları söylenemez. Tersine medyanın, örneğin çocukları istismar, suç ve yoksulluğun çaresiz kurbanları, suçlu kişiler veya zavallı masumlar olarak göstererek çocuk sömürüsüne çanak tuttuğu da zaman zaman görülebilmektedir. Sansasyon merakıyla da bütünleşen bu tür eksik yaklaşımlar hakları ihlal edilen çocukların sömürülmeleriyle sonuçlanabilmektedir. Örneğin, belirli konularda aşırı ayrıntı verilmesi veya çocukların sahip oldukları yetenek ve gücün görülmemesi bu tür durumlardır.

Daha fazla bilgi için:

Sema Hosta, İletişim Sorumlusu, UNICEF Türkiye:
Tel: +90 (0)312 454 1010

Dünya Çocuklarının Durumu 2006, Dışlanmışlar ve Görülmeyenler, yakında Türkçe olarak yayınlanacak.

Türkiye’de medya ve çocuklar konusunda daha fazla bilgi için: bianet.org.

Genel olarak çocuklar ve medya konusunda daha fazla bilgi için: unicef.org.