Anasayfa > Basın Merkezi > 2010 > Nisan > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (4/2010)

2010/04/16 - Eşit Fırsatlar ve Cinsiyet Eşitliği: İtalya ve Türkiye'nin Deneyimleri


Birleşmiş Milletler Türkiye , İtalya Büyükelçiliği ile Ankara İtalyan Kültür Merkezi tarafından düzenlenen, Unicredit Group ve Yapı Kredi tarafindan desteklenen Eşit Fırsatlar ve Cinsiyet Eşitliği Konferansı 15 Nisan 2010 tarihinde Rixos Grand Ankara Hotel'de gerçekleşti. Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf ve İtalyan Eşit Fırsatlar Bakanı Maria Rosaria Carfagna'nın açılış konuşmaları ile başlayan konferansta iki ülkenin kadın hakları ve eşitlik konusunda deneyimleri tartışıldı.

UNICEF Türkiye Temsilcisi ve BM Gençlik, Cinsiyet Eşitliği ve Yurttaşlık Katılımı Tematik Grup Başkanı Reza Hossaini, konferansta yaptığı konuşmasında, kadın hakları ve eşitlik konularını irdeledi ve

“BM’in toplumsal cinsiyet alanındaki çalışmalarının temelinde iki ana unsur,  Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi ve Binyıl Kalkınma Hedeflerinden , Hedef 3, Toplumsal Cinsiyet Eşitliği’nin Yaygınlaştırılmasu ve Kadınların Güçlendirilmesidir” dedi.

UNICEF Türkiye Temsilcisi Reza Hossaini’nin konuşmasının tam metnini okumak için buraya tıklayın.

CEDAW  Sözleşmesi yürürlüğe girdiği 1981 yılından beri barış, kalkınma ve BM insan hakları küresel misyonunun merkezinde yer alır. Sözleşmede yer alan yasal yükümlülükler, BM’in herkes için eşit hakların sağlanması ve insanlık onurunun korunması ilkesine  dayanmaktadır.

CEDAW ve Binyıl Kalkınma Hedeflerinde yer alan, tüm kız çocuklarına ve kadınlara her alanda eşit hak ve fırsatlar tanınması, kadınların ekonomik ve sosyal alanlarda güçlendirilmesi zorunluluğu açık bir mesaj olarak yer almaktadır.

Kadın ve kız çocukları, yoksulluk ve adaletsizlikten kurtulana kadar - barış, güvenlik, sürdürülebilir kalkınma ile ilgili tüm hedeflerimiz  tehlikede bulunmaktadır.

CEDAW Sözleşmesi’nin 30 yıl önce onaylanmasından bu yana bazı ilerlemeler kaydedilmiştir:

  • Ülkelerin giderek artan sayıda cinsiyet eşitliği ve üreme sağlığını destekleyen politika ve yasaları. 
  • Kız çocuklarının çoğu özellikle ilköğretim düzeyinde eğitim almaktadır
  • Kadınlar, artık, kredi almakta ve iş kurmaktadırlar.
  • Kadınlar , artık, siyasette de yer almaktadır.

Aynı öneme sahip olmakla birlikte,  kadınların sesleri, ister siyasette ister zulüm ve haksızlığa karşı olsun öncekinden çok daha fazla duyulmaktadır.

Maalesef dünya genelinde ilerleme eşit olarak kaydedilmemiştir.  Bazı alanlarda sorular sadece yeni yeni gün işığına çıkarılabilmiş ve harekete geçilmiştir.  

  •  
    • Kadınlar küresel cehaletin dev bir kısmını oluştururlar, üç kadından ikisi.
    • Dünyanın en yoksul insanlarının yaklaşık yüzde yetmişi kadındır.
    • Dünyada sadece 16 ülkede, Parlamentoda kadın temsilci oranı yüzde 25’in üzerindedir.
    • Kadınların küresel ekonomiye katkıları hızla büyümekte fakat emekleri gözardı edilmekte ve ulusal gelire tam olarak yansıtılmamaktadır.
    • Yaşamları boyunca kız çocuklarının ve kadınların %70’ı şiddete maruz kalmakta, çoğu kez evlerinde onları korumaları gereken kişiler  tarafından saldırıya uğramaktadırlar.
    • HIV / AIDS ile yaşayanların artan bir oranını kadınlar oluşturmaktadır.

Ve liste uzayıp gidiyor ... .. Kız çocuklarına ve kadınlara  karşı adaletsizlik ve  ayrımcılık her yerde
devam etmektedir.

Değerli konuşmacılarımız ve  moderatörlerimiz gün boyunca cinsiyet eşitliği, kadın katılımı ve kadına karşı şiddet gibi konular hakkında konuşmalar yapıp bu meselelere açıklık getirecektir. Ancak, bana ayrılan kısa süre içerisinde izninizle “fırsat eşitliği” konusuna değineceğim.

Fırsat eşitliği doğum ile başlayan bir haktır. Aslında hayır, bu konu için doğum bile oldukça geç. Fırsat eşitliği, bebeğin anne rahmine düştüğü andan itibaren başlamalıdır. Çünkü fırsat eşitsizliği bu noktada ortaya çıkmaktadır.

Ne yazık ki, o an, cinsiyeti kız olarak belirlenen bebeğin  yaşayıp yaşamayacağına karar verildiği an olabiliyor.

Geçtiğimiz on yıl boyunca, yaklaşık 100 milyon kız bebek ortadan kaybolmuştur ve bu sayı giderek artmaktadır.

Küçük bir aile kurmak isteyen, gelir düzeyi artan ve ilk bebeklerinin bekleyen orta sınıf genç bir çifti hayal edin!

Bu ailenin ultrason taramasına erişimi olduğunu, kolay bir şekilde 10-20 doları ödeyebildiklerini ve taramanın sonucunda bebeğin cinsiyetinin kız olduğunu düşünün… İşte bu an, milyonlarca çiftte olduğu gibi fırsat eşitsizliğinin başladığı andır. Çünkü bu noktada verdikleri cevap; kız bebeğin aldırılması ve erkek bir çocuk için çalışmalara başlanmasıdır.

Evet, Çin veya Hindistan gibi ülkelerin bazı yerlerinde ve özellikle de fakir bölgelerde, Singapur ve Tayvan gibi yerlerde, milyonlarca kadın daha anne karnındayken kürtaj olmakta, öldürmekte veya ölüme terk edilmektedir.

Fırsat eşitsizliği kız bebek doğduktan sonra da devam etmektedir.  Erkek kardeşleri kadar anne sütü ile beslenememekte ve büyük ihtimalle daha az bakım görmekte ve hatta genellikle kız çocukları erkek çocuklara göre daha az beslenmektedir. Bu eşitsizlik ve ayrımcılık, kız çocuklarının okula başladıkları zaman erkeklerle eşit şartlarda olmaları gerektiği gerçeğini en başından engellemektedir.

Kız çocuklar büyüyüp okula başladıkları zaman, okulu terk etme veya eğitimini tamamlamama ihtimalleri erkeklere göre oldukça yüksektir. Hatta bu oran, ileri sınıflarda daha da belirginleşir.  Bu ayrımcılık ve eşitsizlikler kadınların hayatları boyunca devam etmektedir.

Bu tür bir ortamda, eşit fırsatlar verilse bile, kadınların erkeklerle yarışmasını beklemek doğru değildir. Biz, hakkaniyetli bir rekabet ortamı yaratarak en başından itibaren fırsat eşitliğini garanti etmeliyiz.

Ev içerisinde başlayan ve meclislerimiz de dâhil olmak üzere gücün hâkim olduğu tüm alanlarda varlığını sürdüren bu kısır döngüye bir son vermeliyiz.

Ailelerden politikacılara herkes sosyoekonomik büyümenin bilincine varmalıdır. Ancak kızların ve kadınların gerçekten ve tamamen katılım gösterdiği, katkıda bulunduğu ve fayda sağladığı büyümenin gerçekleştirildiği bir ortamda kalkınma gerçekleşebilir.

Birleşmiş Milletler olarak biz, yaşına, cinsiyetine ve ırkına bakmaksızın kız çocuklarının ve kadınların kendi kapasitelerini geliştirebilecekleri fırsat eşitliğini sağlayarak hakkaniyetli bir rekabet ortamı kurmaya söz verdik.”