Anasayfa > Basın Merkezi > 2010 > Nisan > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (4/2010)

2010/04/19 - Çocuğa Karşı Şiddetin Engellenmesi ve Çocukların Korunması: Ulusal bir Stratejinin Gerekliliği


Son zamanlarda medyada şiddete ve cinsel istismara maruz kalmış çocuklarla ilgili haberler insanı ne kadar derinden etkilese de, hükümet ve yetkililer tarafından toplumda, ailelerde, eğitim ve koruma sistemlerindeki sıkıntıların bir işareti olarak görülmelidir.

İnsanın kanını donduran bu olaylar Türkiye’ye özgü vakalar değildir. Çocuğa karşı şiddet ve istismar, dünyadaki milyonlarca çocuk için hayatın bir gerçeği olmaya ve çocukların hayatlarına ve geleceklerine zarar vermeye, hatta ölümlerine neden olmaya devam etmektedir.

Yakın zamanda yayınlanmış olan UNICEF’in çocuğun korunması üzerine hazırladığı bir rapor, Çocuklara Karşı Şiddet Konusunda Dünya Raporu (2006), 2 ile 14 yaşındaki çocukların yüzde 85’inin fiziksel şiddet veya psikolojik saldırılarla karşılaştığını ortaya koymaktadır. Yapılan araştırmalarda, dünya üzerinde 1,5 milyar çocuğun şiddet mağduru olduğunu göstermektedir.

Şiddet ve istismar çocuklarda çok derin yaralar açar. Çocukların haklarını özgürce yaşamalarına engel olur. Çocukların fiziksel ve ruhsal sağlıklarını tehlikeye sokar, kendilerine güvenlerine zarar verir, travma ve depresyonla sonuçlanır ve çocukların riskli ve agresif davranışlarda bulunmalarına, hatta kendilerine zarar vermelerine neden olabilir.

Şiddet ve istismar çocukların en güvende olduğunu sandığımız yerlerde; okullarda, bakım kurumlarında ve evin içerisinde baş gösterebilir ve çocukları derin bir sessizlik ve acı perdesinin arkasına saklanmaya itebilir. Çocuklar kendilerini terk edilmiş, aileleri ve toplum tarafından ihanete uğramış, failler tarafından tehdit ve inanılmama karşısında korku içerisinde bulabilir.

Toplumun bütün bireylerinin çocuğa karşı şiddet ve çocuk istismarı konusunda sıfır toleransı olmalıdır. UNICEF olarak toplumun bütün bireylerini bu çocukları yalnız bırakmamaya, ataerkil ve feodal sessizliği ve kafa yapısını terk etmeye ve bu çocukları dışlayarak ikinci kez mağdur etmemeye davet ediyoruz.

Birçok ülke ve hükümet ülkelerindeki çocuk istismarının boyutlarından habersizdir. Türkiye’de ise toplumun birçok kesimi tarafından bu konular konuşulmaya başlanmıştır. Sosyal değişim ancak açık tartışma, sosyal norm ve davranışları sorgulama ve çocukların katılımı ile gerçekleşebilir. Bu süreçte toplumun ve sivil toplum kuruluşlarının olduğu kadar hükümetin de uzun vadede desteği çok önemlidir.

Bu konular tartışılıp medyaya yansırken, mağdur çocukların gizlilik ve korunma hakkına saygı gösterilmelidir. Toplum ve diğer çocuklar tarafından daha fazla damgalanmalarına izin verilmemelidir.

Hükümet ve karar vericiler önleme konusunda çalışmalıdır. Bu olayların altında yatan nedenler ve risk etkenleri araştırılmalıdır. Sistematik eğitim programları geliştirilmeli ve özellikle okullarda uygulanmak üzere davranış kuralları ve uygulama standartları geliştirilmelidir.

Kanun koyma ve uygulama çocukların korunması için çok önemlidir. Kanunlar şiddeti engellemeyi, çocukların haysiyetlerini ve fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini korumayı hedeflemelidir. Devletin bir diğer görevi de mağdurları korumak ve çocuk mağdurların iyileşmesi ve topluma kazandırılması için çalışmaktır.

UNICEF çocuk hakları ile ilgili önerilen anayasa değişikliğini mutlulukla karşılamış ve devletin rollerinden birinin de “çocukların her türlü zarar ve istismardan korunması” olarak tanımlanmasına sevinmiştir. Ancak mevzuat ve yasalar ne kadar güçlü olursa olsunlar, yine de suçun gerçekleşmesini engelleyeceklerinin bir garantisi yoktur. Bu nedenle aileleri, çocukları, sivil toplum kuruluşlarını, medya ve hükümet kurumlarını da içeren kapsamlı bir koruma programı hazırlanmalıdır. Çocuklar, aileler ve toplum bu konularda ilk savunma hattı olduklarından farkındalık ve hassaslığa sahip olmalıdırlar.

UNICEF olarak ne kadar üzücü olsalar da, bu olaylar ve medyanın konuların üzerine gitmesi toplumda ve karar vericiler arasında farkındalık yaratma ve toplumun bu konularda daha duyarlı davranmasına neden olmuştur. Şimdiki adım ise ivedilikle harekete geçmek ve şiddete karşı kapsamlı bir ulusal strateji oluşturmaktır. Bu bizim mağdur çocuklara bir borcumuzdur.