Anasayfa > Basın Merkezi > 2011 > Mart > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (3/2011)

Dünya Kadınlar Günü: Hedefimiz kadın erkek eşitliğinin gerçek anlamda tesis edilmesi


Ankara, 8 Mart (BM Türkiye) - Toplumsal cinsiyet ayrımcılığı küresel bir salgın olarak varlığını sürdürüyor. Ancak, kız çocuklarının okuldan alınarak zorla evlendirildiği, kadınların iş imkanlarının kısıtlı olduğu ve kadına karşı şiddetin günlük hayatın bir parçası haline geldiği bir dünyayı kabullenmek artık mümkün değil.

Kadınların haklarından mahrum bırakılmaları, nüfusun yarısının ekonomik ve sosyal potansiyelinin atıl bırakılması anlamına geliyor. Bu gücü harekete geçirebilmek için kadınlara siyasette, bilim ve teknolojide ve özel sektörde yer açılması gerekiyor.

Bu bağlamda, bu yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün temasını “Kadın için insan onuruna yakışır iş imkanlarının yolu eğitim, öğrenim, bilim ve teknolojiye erişimde eşitlikten geçer” olarak belirlenmiş bulunuyor.

Küresel rakamlara baktığımızda, kadınlar için insan onuruna yakışır iş imkanları yaratmak ve böylece 21. yüzyılı toplumsal cinsiyet eşitliğinin gerçek anlamda sağlandığı bir dönem olarak tarihe yazdırmak için hep birlikte ve hemen harekete geçmemiz gerektiği görülüyor. Ancak çözüm bekleyen bir çok sorun olduğunu da unutmamamız gerekiyor

İstatistikler toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin küresel bir sorun olduğunu gösteriyor

• Kadınların yüzde 70’i şiddete maruz kalıyor.

• Dünya genelindeki 759 milyon okuma yazma bilmeyen yetişkinin üçte ikisini kadınlar oluşturuyor.

• Kadınlar düşük ücretli, düşük statülü, yarı zamanlı veya kısa dönemli işlerde çalışıyor, yeterli sosyal güvenlik imkanlarına ulaşamıyor. Aynı işi yapsalar dahi erkeklerden yüzde 20 ile 30 daha düşük ücret alıyor.

• Üniversite seviyesinde kadınlar sosyal bilimler gibi  alanlarda daha fazla yer alıyor. Mühendislik alanında ise daha az ilerleme sağlanmış bulunuyor. 2007 rakamlarına göre mühendislik ve inşaat alanlarındaki kız öğrencilerin oranı yüzde 21’de kalıyor.

• Çalışma saatlerinin üçte ikisi kadınlar tarafından dolduruluyor, ancak dünya gelir ortalamasının ancak onda birini ücret olarak alıyorlar. Dünyadaki menkul ve gayri menkullerin sadece yüzde birine sahipler. 

• Cinsel ayrımcılık, insan tacirlerinin eline düşme, uyum, siyasette yeterli derecede temsil edilememe, kaynaklara ulaşmada karşılaşılan eşitsizlikler, temel hizmetlere ulaşılmasında yaşanan sıkıntılar göçmen kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların başında geliyor.

• Dünyadaki göçmen nüfusun % 49’unu kadınlar oluşturuyor.

• İkamet izni bedeli, temel sosyal hizmetlere kısıtlı ulaşım, cinsel şiddet ve güvenli ikamet imkanına sahip olamamak mülteci kadınların karşı karşıya bulunduğu eşitlikten yoksun statülerinin ana unsurlarını teşkil ediyor.

 

Türkiye’de bir çok alanda ilerleme sağlanmış olmasına rağmen dikkat edilmesi gereken noktalar da bulunuyor

• Kasım 2010 verilerine göre erkeklerin işgücüne katılım oranı %70,4 iken, bu oran kadınlar için % 27,5’te kalıyor. Bu oran, % 52 olan dünya ortalamasının çok gerisinde kalıyor.

• Kadınlara yönelik sosyal ve ekonomik engellerden kaynaklanan olumsuz önyargıların yaygınlığı nedeniyle, kadınlar işgücü piyasasına girerken ve bu piyasada tutunurken ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Bu da, Kasım 2010 itibariyle % 19,6 olan tarım dışı kadın işsizlik oranında açıkça gözleniyor.

•  Türkiye’de kadınlar erkeklere oranla daha az ücretli, güvencesiz, düşük seviyeli ve korunmasız işlerde istihdam ediliyor. Küresel ekonomik ve mali krizin olumsuz etkileri iş piyasasındaki kadınların konumunu daha da güvencesiz hale getiriyor. Son yıllarda artan oranda kadınlar yarı-zamanlı ve enformel işlerde çalışır hale geliyor, bu da iş piyasasındaki kadın işçilerin marjinalleşmesine yol açıyor. 

• Özellikle özel sektörde kadın ve erkekler arasında ücret farklılıkları görülüyor. Erkek işçiler kadın işçilerden % 30 daha fazla ücret kazanıyor.  

• Enformel istihdam kadınlar için bütün iş alanlarında çok yaygın görülüyor. 2010 yılı verilerine göre, çalışan kadınların % 58’i sosyal güvenceden yoksun olarak çalışıyor. Dünyada ise güvencesiz işlerde çalışan kadınların oranı % 51,2’ olarak belirlenmiş bulunuyor. 

• Kırsal kesimde tarım sektörü, kentte ise hizmet sektörü kadınların en yoğun istihdam edildiği sektörleri oluşturuyor.

• Her üç kadından biri şiddete maruz kalıyor.

• Töre ve namus cinayetleri kadınlara yönelik şiddetin önemli bir yönünü teşkil ediyor.

• Evde gerçekleşen doğum oranı Türkiye'nin Batı'sında yüzde 3,3 iken Doğu illerinde bu oran yüzde 27,3'e çıkıyor.

• 2008 Türkiye Nüfus ve Sağlık Araştırması verilerine göre 15-19 yaş arasındaki kadınlar arasındaki doğum oranı; şehirlerde yüzde 5 iken kırsal alanlarda bu oran yüzde 8,6 olarak kendini gösteriyor.

• Binyıl Kalkınma Hedefleri İlerleme Raporu özellikle Binyıl Kalkınma Hedefleri’nin başarısının önünde engel olarak duran coğrafi ayrım ve toplumsal cinsiyet ayrımıyla ilgili var olan yapısal eşitsizlikleri vurguluyor. Başlıca eksiklik kadınların karar alma mekanizmasına katılımlarında ortaya çıkıyor: Parlamentoda kadın temsilcilerin oranı yüzde 9.1 (550 milletvekilinin yalnızca 50’si kadındır) iken yerel yönetimlerde bu oran yüzde 2’nin altına düşüyor.

• UNDP’nin 2010 Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (GII), Türkiye’yi, 138 ülke arasında, üreme sağlığı, siyasi temsil ve işgücü piyasasına katılımda 77. sıraya koyuyor.

• 2010 Binyıl Kalkınma Hedefleri (BKH) İlerleme Raporu’na göre Türkiye ilköğretimdeki cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırma hedefine hemen hemen ulaşmış olmasına rağmen orta öğretime devam etmeyen kızların oranı dikkate değer seviyeye çıkıyor.

Birleşmiş Milletler kuruluşları kadınların konumlarının güçlendirilmesi amacıyla Türkiye’de resmi makamlar ve STK’lar ile çalışmalarını sürdürüyor

• Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) kırsal kesimde yaşayan kadınların konumlarını güçlendirmek üzere üretim sürecine ve iş gücüne katılımlarını ve hizmetlere ve kurumsal mekanizmalara ulaşmalarını kolaylaştırıcı çalışmaların yanı sıra kalkınma program ve politikalarına cinsiyet eşitliğini yerleştirmeye çalışıyor.

• Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) öncelik alanları çerçevesinde ve İŞKUR ile işbirliği yaparak kadın istihdamını arttırmaya yönelik projeleri hayata geçiriyor. 
• ILO istihdam piyasasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması için çeşitli çalıştaylar ve seminerler düzenliyor. 
• Türkiye'de 21. yılına giren Uluslararası Göç Örgütü (IOM), insan haklarının ve göçmen kadınların onurunun korunması, toplumsal cinsiyet konusunda hassas göç politikalarının geliştirilmesi, göçle ilgili cinsiyete göre ayrılmış verilerin toplanması ve göçün toplumsal cinsiyet üzerindeki etkilerinin politika odaklı  araştırılması için çabalarını sürdürüyor. 
• Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve BM Kadın Ajansı (UN Women), Türkiye’deki cinsiyet eşitliği mekanizmasının ortaklığında Türkiye’de Cinsiyet Eşitliği için Ortam Sağlanmasının Teşviki Hakkında Ortak Programı hayata geçirerek yetki ve hak sahiplerinin kapasite geliştirmesine yardım amacıyla oluşturulan kurumsal ortamı güçlendirmeyi hedefliyor.
• UNDP tarafından 1997 yılından bu yana uygulamada olan  Yerel Gündem 21 sayesinde oluşturulan Kadın Konseyleri kadınların toplumun bir parçası olarak görünülürlüğünü arttırıyor. Kadın Konseyleri tarafından oluşturulan kadın koalisyonları, parlamentoda Fırsat Eşitliği Komisyonu’nun oluşturulmasına katkı sağlamış bulunuyor. 
• UNDP ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA), GAP Bölgesi’nde yürütülen Kadının Güçlendirilmesi için Yenilikler Projesi kapsamında, kadınların sadece yüzde üçünün ücretli bir işe sahip olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde yüzlerce kadını, kendi kooperatiflerini oluşturup yöneterek girişimcisi olmaları konusunda destekliyor. 
• Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) yürütmekte olduğu bir proje ile nüfusun dörtte birini oluşturan gençlerin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin geliştirilmesi ve cinsiyete dayalı şiddetle mücadeleye katılımının artırılmasını hedefleniyor.

• Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) mülteciler ile temas halinde olan sivil toplum kuruluşları, emniyet mensupları, askeri birimler ve diğer ilgili kuruluşlara eğitim imkanı sağlıyor. UNHCR’ın çalışmaları mülteci kadınların uluslararası hukuktan gelen hakları, evsahibi ülkenin bu hakların korunmasına yönelik sorumlulukları ve mülteci kadınların ilave korumaya alınması için atılacak adımları kapsıyor.

• Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu (UNICEF), Haydi Kızlar Okula Kampanyası ile aileleri, okul personelini ve yetkilileri harekete geçirerek okul dışı kız çocuk sayısının azaltılmasında başarılı olmuş, 2002-2003 ders yılında % 6,4 olan ilkokullaşma cinsiyet açığı 2008-2009 ders yılında % 0.91’e gerilemiş bulunuyor. Aynı kampanya erkek çocukların de okullaşmasında da artış sağlıyor. Kız Çocuklarının Eğitimi Kampanyası’nın faaliyetleri sayesinde 2003-2006 yılları arasında okula kazandırılan yaklaşık 350 bin çocuğun 230 binden fazlasını kızlar oluşturuyor. 
• Haydi Kızlar Okula Kampanyasının devamı olarak nitelendirilebilecek Telafi Eğitimi, okula hiç gitmemiş veya yarıda bırakmış 10-14 yaş grubu çocuklara eğitimde ikinci bir şans tanınmasını öngörüyor. Nisan 2010 itibarıyla üçte ikisi kız olmak üzere toplam 35 bin çocuğun 2008-2009 ders yılında başlatılan telafi eğitimi programından yararlandığı görülüyor. 
• Toplumsal cinsiyet eşitliğinin yerel düzeyde geliştirilmesini hedefleyen yeni ortak programda bir araya gelen Birleşmiş Milletler Nüfus  Fonu (UNFPA), UNDP, İçişleri Bakanlığı, İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) ve Sabancı Vakfı, yerel yönetimler ile yerel STK’lar arasında kadınların en temel haklarından yararlanmaları için bir diyalog ortamı oluşturmayı amaçlıyor.

• FAO, ILO, IOM ve UNDP tarafından Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile işbirliği içerisinde yürütülen Birleşmiş Milletler “Herkes için İnsana Yakışır İş: Ulusal Gençlik İstihdam Programı ve Antalya Pilot Bölge Uygulaması” Ortak Programı, gençler arasında işsizliğin azaltılmasını ve özellikle genç kadınların işgücüne katılımının arttırılmasını amaçlıyor.

• Türkiye’de KOBİ’lerin uluslararası rekabetini artırmak ve tekstil ve konfeksiyon sektöründe insana yakışır iş olanaklarını teşvik etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını desteklemek amacıyla, UNDP, UNIDO ve ILO, İTKİB (İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri) işbirliği ile “Türkiye’nin Tekstil Sektöründe KOBİ’ler için Sürdürülebilir Ağlar ve İlişkiler Zinciri Oluşturulması” başlıklı BM Ortak Programını yürütülüyor.

Birleşmiş Milletler kadın hakları savunuculuğunda küresel öncü rol oynuyor

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, kadın haklarında istenen hızda ilerleme sağlanabilmesi için bu alanda çalışmalarda bulunan dört BM kuruluşunun birleştirilerek, tüm dünyada savunuculuk faaliyetlerinde bulunacak BM Kadın Ajansının kurulmasına karar verdi.
 

BM Kadın Ajansı kadınların orta öğrenime devam etmeleri, daha iyi işler bulmaları, başta toprak olmak üzere diğer mallara sahip olmaları için çalışacak. Bu amaca ulaşıldığında ülkelerin ekonomik büyümeleri ve istikrarı sağlanacak, anne ölümleri azalacak ve çocukların besin ve gıda güvenliği küresel olarak sağlanmış olacak.

Türkiye, başarı için gerekli tüm donanıma, yani kararlı bir hükümete, güçlü bir özel sektöre, etkin bir sivil topluma ve etkili bir medyaya sahip bulunuyor. Birleşmiş Milletler sistemi de kadın haklarının geliştirilmesi için tüm taraflarla çalışmalarını sürdürme kararlığını teyid ediyor.

Dünyamız, kadın hakları konusunda tarihi bir dönemece gelmiş bulunuyor. Bu fırsatın kaçırılmaması gerekiyor.