Anasayfa > Basın Merkezi > 2012 > Ocak > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (1/2012)

Hiç duymadığınız bir küresel kriz: Bodurluk


Anthony Lake | 31 Ocak 2012 - Çocukların bedenlerini ve beyinlerini etkileyen kronik malnütrisyona bugüne dek pek az önem verildi. Şimdi şöyle bir durum düşünün: Bir mahkeme salonu; sert görünüşlü bir yargıç karşısındaki bebeğe kayıtsızlıkla bakıyor. Ardından onu ölüm veya akranlarından daha kısa yaşama cezasına mahkûm edecek. Gerekçesi ise bu bebeğin bilişsel kapasitesinin daha yetersiz, hastalığa yakalanma ihtimalinin daha büyük, okulda öğrenme, yetişkinlikte işe bir işte çalışıp geçimini sağlama şansının az olmasıdır.
Hiç duymadığınız bir küresel kriz: Bodurluk
Rajanish Kakade / AP Mumbai'de bir gönüllü az gelişmiş bir çocuğu tartıyor

Kuşkusuz, böyle bir durumun düşünülemeyeceğini, hiçbir yargıcın, hiçbir insanın böyle bir şey yapmayacağını söyleyeceksiniz. Gelgelelim, 5 yaşından küçük tahminen 180 milyon çocuğun, bedenleri ve zihinleri bodurluk yüzünden gelişemeyen insanların başına gelen, bundan farklı değildir. Bodurluk veya büyümenin güdük kalması, kronik beslenme yetersizliklerinin sonucudur.  Bodur kalmış 5 yaşındaki bir çocuk, bu durumda olmayan yaşıtından 10-15 santim daha kısadır. Ancak, boy kısalığı ortadaki sorunlardan daha hafif olanıdır.  Daha kötüsü vardır. Örneğin, bodur kalmış bir çocuğun ishal yüzünden ölme olasılığı, böyle olmayan bir yaşıtına göre beş kat daha fazladır; bunun nedeni, bodur kalmış vücutta meydana gelen fizyolojik değişikliklerdir.  Bodurluk ayrıca beyin gelişiminde de hasara yol açar. Tipik bir bodurlukta beyin hücresi sayısı daha azdır, hücreler daha küçüktür ve aralarındaki bağlantı da daha sınırlıdır. Bu işlev bozukluğu demektir ve bu işlev bozukluğu öğrenmeyi engellemektedir. Bu ciddi sonuçlara bakıldığında, bir sorun olarak bodurluğa uzun süredir yeterli önemin verilmediğini söylemek mümkündür.


Bunları hiç duymamışsanız, yalnız değilsiniz. Daha yakınlarda, yüzlerce tıp uzmanının katıldığı bir toplantıda bodurluktan söz ettiğimde dinleyiciler arasında çok sayıda şaşkın yüze tanık oldum. Bu sorunu bilenlerin el kaldırmalarını istediğimde salondakilerin yarısından azının el kaldırmasına şaşırdım. Bebek rahimdeyken ve özellikle doğumu izleyen iki yıl içinde doğru besinlerden yeterince alınmamasının yol açtığı fiziksel ve bilişsel hasar kalıcıdır. Tedavi edilemez. Oysaki bu sorun baştan önlenebilir; üstelik de düşük bir maliyetle. 
Bodurluk kimi yörelerde o kadar yaygındır ki, önlenebilir bir olumsuzluk olarak görülmek yerine genetik bir miras sayılmaktadır.  Tüm dünyada bodurluk sorununun yüzde 80’i yalnızca 21 ülkeye aittir. Altı ülkede — Afganistan, Burundi, Etiyopya, Madagaskar, Timor-Leste ve Yemen — 5 yaşından küçük tüm çocukların yüzde 50’si veya fazlasında bu sorun görülmektedir. Örneğin Afganistan’da 5 yaşından küçük tüm çocukların yüzde 59’unda bodurluk görülmektedir.


Eğer çocukları gelişememişse, bir toplum bir ülke veya kıta kapasitesini tam olarak gerçekleştirmeyi nasıl umabilir?  Bu soruna bu ağırlıkta maruz kalmayan toplumlarda yaşayan insanlar olarak, gelişmekte olan ülkelerdeki bodurluğa karşı mücadeleye yardımımızı esirgersek bunu hangi vicdan kabul edebilir? Oysa sorunun nasıl ele alınacağını da biliyoruz. Yapılması gereken, bebek bekleyen annelere, yeni doğanlara ve çok küçük yaşlardaki çocuklara protein ve yağ ile birlikte A vitamini gibi vitaminler ve demir ve çinko gibi mineraller sağlanmasıdır.


2008 yılında önde gelen ekonomi uzmanlarının katıldıkları Kopenhag Mutabakatı, küçük çocuklara mikronütriyen sağlanmasını, küresel refahı ileri taşımanın en maliyet etkin yolu olarak tanımlamıştır. Birçok ülkenin sağladığı önderlik, kimi ülkelerdeki ekonomik büyütme ve Beslenmede Kapsam Genişletme hareketi sayesinde bu alanda ilerleme sağlanmıştır. Gelişmekte olan ülkelerde çocukluk dönemi bodurluğu prevalansı 1990 yılında yüzde 40 iken 2008’de yüzde 29’a düşmüştür. Yalnızca geçtiğimiz bir yıl içinde, bodurluğu azaltmak amacıyla ulusal stratejiler uygulamaya başlayan ülke sayısı artmıştır. Ancak, daha yapılacak çok iş var. Bodurluğa maruz 180 milyon çocuğun hepsinin aynı kıtada olduğunu düşünün. O zaman bunu dünyadaki en önemli acil durumlardan biri olarak görmeyecek miydik?


Lake Birleşmiş Milletler Çocuklara Yardım Fonu Genel Direktörü’dür. Dile getirdiği görüşler yalnızca kendi görüşleridir.