Anasayfa > Basın Merkezi > 2015 > Mayıs > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (5/2015)

Halid'in hikayesi: Çadırkentteki Suriyeli gencin bakır tellerde şekil bulan hayalleri


@UNICEF/Türkiye-2015/Yurtsever
SURUC, Türkiye, Mayıs 2015 – Kimileri sanat okulları ve konservatuarlardan mezun olduktan sonra sanatçı olur, kimileri ise doğuştan sanatçıdır. Tıpkı Suruç Kampı’ndaki UNICEF Çocuk Dostu Alanda tanıştığımız Kobanili Halid gibi.

Her ne kadar kendisi bir sanatçı olduğunu kabul etmese de doğuştan yetenekli olduğu kesin. Çünkü o basit bakır tellere şekiller vererek, birkaç günlük uğraşlar sonrasında, bize göre birer sanat eseri çıkartıyor. Şimdilerde ise bir bisiklet ve sürücüsü üzerinde çalışıyor sabırla. Kendisinden öğrendiğimize göre son iki üç gündür bu tasarıma vakit harcıyormuş.

Hemofili hastalığı nedeniyle bedensel engeli olan Halid henüz 17 yaşında, 4 ay önce Kobani’deki çatışmalardan ailesi ile birlikte kaçarak zorlu bir yolculuk sonrası Türkiye’ye gelmiş. “Babam beni kaldırıp sırtına aldı. Sınıra kadar beni böyle taşıdı.” Ailenin en büyük çocuğu olan Halid’in iki erkek, iki de kız kardeşi var. Anne ve baba ile birlikte 7 kişilik aile şimdilerde Suruç Kampı’ndaki çadırlarında yaşıyor.

Halid’in bakır teller ile ne zaman tanıştığını merak ediyoruz. “Küçüklüğümden beri yapıyorum. Kendi kendime öğrendim.” diye yanıtlıyor sorumuzu. Konuşmayı pek sevmiyor, genelde kısa ve net yanıtlar veriyor tüm sorularımıza. Bakır tellerden yaptığı objeler dışında, kartondan evler de yaptığını söylüyor ancak fazla malzemesi olmadığını da ekliyor laf arasında.

 “Amacım sadece vakit geçirmek. Hobi olarak yapıyorum tüm bunları” diyen Halid pratik zekası,  yaratıcılığı ve yaşama sevgisi ile bizleri kendine hayran bırakıyor.  Hayalindeki mesleği sorduğumuzda hiç düşünmeden yanıtlıyor: “Bilgisayar mühendisi.” Halid ne yazık ki ülkesinde 4. sınıfa kadar okula gidebilmiş. Okuma yazmayı biliyor ancak eğitimine daha fazla devam etme şansı olmamış.

Babasının sırtında iki kilometre

Babası Faruk, bize Halid’in doğuştan gelen hastalığından, Halep’teki doktorundan, tedavi için düzenli olarak yapılması gereken iğnelerinden, onu sınıra kadar nasıl taşıdığından bahsediyor hızlıca. “Köyden silah seslerini duyunca kaçtık. Gece boş arazide yattık,  sabah erkenden bir araba ile 40 kilometre yol gittik. Gündüz sıcakta geldik sınıra. O esnada oğlumu sırtımda taşıdım, çok zor oldu. Türkiye tarafına geçene kadar 2 kilometre yürüdük. Evimizi ve hayvanlarımızı orada bıraktık ama canımızı kurtardık.”

Halid’i en son iki ay önce tedavi için Şanlıurfa’da hastaneye götürdüklerini anlatıyor babası. Faruk’un tek dileği oğlunun tedavisinin kamp şartları dolayısıyla aksamaması.

“Burada olmaktan çok mutlu değilim! Memleketime dönmek istiyorum.” diyor Halid. Belli ki henüz hem yeni bir ülkeye hem de çadır hayatına alışamamış. Ancak yeni bir gelişme onun biraz daha sosyallaşmesini ve uyum sağlamasını kolaylaştıracak gibi görünüyor.

O artık bir gençlik gönüllüsü

Halid, onunla tanıştığımız gün UNICEF Çocuk Dostu Alan’da gençlik gönüllüsü olarak görev almaya başlamış. “Çadırda sıkılıyorum, o yüzden buraya gelmeye başladım. Bugün gönüllü olarak görev aldığım ilk gün. Burada olmaktan memnunum” diyor tekerlekli sandalyesinde oturan Halid. Resim yapan 8-10 yaş grubu çocukların çalışmalarını dikkatli gözlerle takip ediyor bir yandan.

Artık o kendisinden yaşça küçük çocuklarla birlikte etkinliklere katılarak kendi yeteneklerini miniklere de gösterme fırsatı bulacak. “Şarkı da biliyorum ama çok fazla değil” diyor Halid utangaç bir ifadeyle.

Çocuk Dostu Alan’ın sorumlusu olan Türk Kızılayı Gençlik Çalışanı Nihat, bir yandan resim aktivitesini gözlemlerken bir yandan da yürüttükleri faaliyetlere özellikle de Halid gibi genç gönüllülerin katkılarına ilişkin  bizi bilgilendiriyor.

“Gençlere sorumluluk veriyoruz”

"Çoğunlukla 4-18 yaş aralığındaki çocuklar geliyor bu alana. Onlarla yaptığımız faaliyetlerde bize destek olan gençlik gönüllülerimizin yaşları ise 14’le 18 arasında değişiyor. Biz gönüllüleri eğitiyoruz, onlar da bize yardımcı oluyor. Bazı çalışmalarda liderliği onlara bırakıp, grubu yönetmelerine imkan veriyoruz. Genel olarak çocukları savaş psikolojisinden uzaklaştırmayı amaçlıyoruz.”

Etkinliklerin yaş aralığına göre değiştiğini belirten Nihat, küçük yaş grubundaki çocuklar ile daha çok oyun, resim, müzik ve drama gibi faaliyetler gerçekleştirdiklerini, büyüklerle ise söyleşiler ve takım ruhu çalışmaları yaptıklarını anlatıyor.
“Burası yeni bir kamp olduğu için daha yeni yeni engelli taraması yapmaya başladık. Halid, bizim ilk engelli gönüllümüz. Bir süredir burada ama bugün gençlik gönüllüsü olarak ilk günü. El işi becerileri çok iyi. En çok bu yönüyle bizlere yardımcı olacağını düşünüyorum” diyor Nihat.

Savaştan kaçan bu genç adam, sınırın hemen öte yanında, güvenli bir ortamda hayallerini bakır tellere yansıtmaya ve geleceğe dair umudunu korumaya devam ediyor.
 
Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever