Anasayfa > Basın Merkezi > 2017 > Mart > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (3/2017)

Suriyeli öğretmenler Türkiye'de öğretmenlik becerilerini geliştiriyor


Osama Ayat sadece bir öğretmen değil. O aynı zamanda öğretmen yetiştiren bir eğitici. Osama bu dersinde öğretmenlere mesleki etik kurallarını anlatıyor. Fotoğraf: © UNICEF Turkey/2017/Lorch
Donatella Lorch / UNICEF

ANKARA, 26 Mart 2017
– Osama Ayat sınıfını bir orkestra şefi gibi yönetiyor. Sınıfta bir o yana bir bu yana yürürken, anlattığı önemli noktaları uzun kollarını yukarı-aşağı sallayarak yaptığı işaretlerle vurguluyor.
Osama daha henüz 28 yaşında.Ama bu genç Suriyeli mülteci sadece bir öğretmen değil, aynı zamanda öğretmen yetiştiren bir eğitici. Eski usul dar ahşap banklardan oluşan sıralarda pür dikkat dersi dinleyen 30’a yakın öğrencisinin tamamı da Suriyeli öğretmen. Osama bugünkü dersinde mesleki etik kuralları ve davranışlarını işliyor. Derste yolsuzluktan tıka basa dolu sınıfları yönetme sanatına kadar çeşitli konular tartışılıyor.
 
Osama öğrencilerini “Herkese aynı şekilde öğretmek ve eşit davranmak zorundasınız” diye uyarıyor. Ardından da ekliyor: “Öğretmenlik sevgi ve sadakat mesleğidir. Otoritenizi kötüye kullanmayın. O kırmızı çizgiyi geçmeyin.”
 
Başkent Ankara’da gerçekleştirilen 10 günlük eğitime yaklaşık 250 Suriyeli mülteci katılıyor.  Toplam 21 ilde eşzamanlı olarak gerçekleştirilen eğitimlerle yaklaşık olarak 20 bin 500 gönüllü öğretmene ulaşmsı hedefleniyor. Milli Eğitim Bakanlığı’nın (MEB) UNICEF’le birlikte uyguladığı programın ikinci safhası kapsamında verilen bu eğitimler, katılımcılara Türkiye’deki öğretmen eğitimi standartları çizgisinde pedagojik beceriler kazandırmayı amaçlıyor.
 
Eğitimlerde gelişim psikolojisi, meslek etiği ve danışmanlık gibi konular işleniyor.  MEB tarafından eğitimi tamamlayan öğretmenlere, Türkiye’deki Suriyeli çocuklara kaliteli eğitim verebilmek için yeterli niteliklere sahip olduklarını belgeleyen bir sertifika veriliyor.
 
Halep’te 11 yıl boyunca öğretmenlik yapan 42 yaşındaki Futoun Nawlo “Bu dersler çok yararlı” diyor. Futoun, Osama’nın derste okuldaki yetkililerle nasıl iletişim kurulması gerektiği ve özel ihtiyaçları olan öğrencilere nasıl yardım edileceği gibi konular üzerinde durmasını beğendiğini söylüyor. Bu tür eğitimlerin aynı zamanda kendi kimliklerini yeniden kazanma fırsatı olduğunu anlatan Futoun şöyle devam ediyor: “Hayırseverlik istemiyoruz, onurumuzla yaşamak ve çalışmak istiyoruz.”
 
Türkiye’de, 2015-2016 ders yılına kıyaslandığında, yarı yarıya bir artışla, 490 binden fazla Suriyeli mülteci çocuk okullara kayıtlı durumda bulunuyor. Buna rağmen 370 bin kadar Suriyeli çocuğun ise hâlâ okula gidemediği tahmin ediliyor. Bu çocukların büyük çoğunluğu Suriyeli gönüllü öğretmenler tarafından Suriye’deki müfredata uyarlanan Arapça derslerin verildiği, UNICEF tarafından desteklenen Geçici Eğitim Merkezleri’nde (GEM) okuyor.
 
Şubat 2017 itibarıyla Türkiye genelinde 430 civarında GEM bulunuyor. GEM’lerin yanı sıra, birçok okul da Suriyeli öğrenciler için çift-vardiyalı olarak eğitim veriyor. Ankara’da bulunan 5 GEM’de ise 2 bin 400’den fazla Suriyeli çocuk okuyor.
 
2013 yılında Kuzey Halep’teki evini terk eden Osama, bir ilkokulda bulunan ve yaklaşık bin Suriyeli öğrencinin okuduğu bir GEM’de denetçi olarak çalışıyor. Öğleden sonra 13.15 - 17.30 vardiyasında çalışan Osama 50 öğrencinin sığıştığı 25 kişi kapasiteli sınıflarda ders veriyor. Aşırı kalabalık, sınıf içinde gerilim yaratmakla kalmıyor ders vermeyi de zorlaştırıyor. Öğrenciler ise derslere odaklanmakta güçlük çekiyor.
 
“Öğretmenler açısından düzeni sağlamak bir hayli zor,” diye anlatıyor Osama.  “Öğrencilerin dikkat vermesini sağlamak öğretmenin işinin bir parçası, fakat aynı anda o kadar çok şey yapmak durumundalar ki…  Birçok öğrencinin savaş nedeniyle duygusal sorunları ve özel ihtiyaçları var. Ama hepsi aynı sınıfta.  Birbirlerini itip kakabiliyorlar ya da birbirlerine vurabiliyorlar. Bir çocuğun diğerine kalem sapladığını bile gördüm,” diyor. İşte bu yüzden öğretmen eğitimi diğer ilgili konularla beraber psiko-sosyal desteğe de odaklanıyor.
 
Çocuklar ailelerin geçim derdinde olduğu evlerinde de baskı görüyor.  Osama’nın çalıştığı okul, Ankara’nın en yoksul semtlerinden birinde bulunuyor.
 
Suriye’deyken Arapça öğretmenliği yapan Osama eğitimi sırasında uzun uzun sorun ve uyuşmazlık çözümü üzerinde durmuş.
  
“Eğer çözümünüzü çocuklara dayatırsanız, onlar bunu kabul etmezler,” diyor Osama kendisini dinleyen öğretmenlere. “Bu diktatörlükle demokrasi arasındaki farka benzer.  Derste düzeni bozan bir öğrenci tüm arkadaşlarının da benzer davranışta bulunmasına yol açabilir. ‘Sessiz olun!’ demek yerine ‘Lütfen izin isteyip öyle konuşun’ demek daha iyidir.”
 
Osama ayrıca güven oluşturmanın önemini de vurguluyor.  Türkçe öğrenmek Suriyeli mülteciler için elbette son derece önemli bir artı. Ancak dil öğrenmek zor ve bu okullara erişim de yetişkinler için bir hayli pahalı. Osama’nın dersine katılan 30 öğretmenden yalnızca 4’ü akıcı derecede Türkçe konuşabiliyor. Öğrencilerini öğretmen eğitiminde güçlendirmek ve onlara özgüven kazandırmak için Osama kendi öğrencilik deneyimlerini anlatmayı ihmal etmiyor. Dil konusundaki beceriksizliğini anlattığında da sınıf kahkahalara boğuluyor.
 
“Türkçe öğretmenim kendime güvenmemi sağladı. Bu yüzden şimdi eve gidip bir değil üç saat çalışıyorum,” diyor Osama. “Kimi zaman söylediklerinizle öğrencilerinizi öyle güçlendirirsiniz ki kendilerini tüm dünyayı fethedebilecekmiş gibi hissederler.”

ÇOCUKLAR İÇİN ORTAKLIK
 
Öğretmen eğitimleri iki aşamalı olarak gerçekleştirildi. İlk aşama 2016'nın Ağustos ile Eylül ayları arasında, ikinci aşama ise 2017'nin Ocak ile Şubat ayları arasında yapıldı. Eğitimler UNICEF tarafından Tematik İnsani Yardım Fonları aracılığıyla Avrupa Birliği (AB Güven Fonu); Almanya; Hollanda, Norveç, İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA); ABD Nüfus, Mültecilik ve Göç Bürosu (BPRM) ve diğer donörlerin sağladığı kaynaklarla destekleniyor.