Anasayfa > Basın Merkezi > 2013 > Mart > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (3/2013)

Sözümüz söz: Kadına karşı şiddeti sona erdirmek için harekete geçme zamanı


Ankara, 8 Mart 2013 (BM Türkiye) - Kadınlara ve kız çocuklarına yönelik şiddet coğrafi ve ekonomik sınır tanımaksızın dünyanın dört bir yanında toplumları etkileyecek seviyede küresel bir salgın olarak varlığını sürdürüyor. Kadınlara ve kız çocuklarına dünyanın dört bir yanında uygulanan ve insanı şoke eden şiddet eylemleri her gün gazetelere haber oluyor. En kötüsü ise bazı kereler mağdurların başlarına gelen olaylardan sanki kendileri sorumluymuş gibi cezalandırılmaları. Şiddet olaylarını gerçekleştirenler çoğu kez ceza almadan kurtulurken, mağdurlar konuşmaktan ve haklarını aramaktan korkuyorlar.

Birleşmiş Milletler, uluslararası topluluğa kadına karşı şiddeti sona erdirme konusunda verdiği sözü hatırlatmak amacıyla bu yılki 8 Mart Dünya Kadınlar Gününün temasını “Sözümüz söz: Kadına karşı şiddeti sona erdirmek için harekete geçme zamanı” olarak belirledi.

Birleşmiş Milletler daha önce olduğu gibi bu yıl da uluslararası topluluktan kadınlara karşı işlenen suçların cezasız kalmasının önüne geçmesini ve maruz kaldıkları şiddetten dolayı ikinci kez cezalandırılmamaları konusunda kararlı davranmasını bekliyor.

Küresel rakamlar uluslararası topluluğun bu küresel illetten her nerede ortaya çıkarsa çıksın, ister aile içinde ister çalışma hayatında, ister bu şiddeti hoş gören zihniyette, kurtulmak için acil olarak harekete geçmesi gerektiğini gösteriyor.

Küresel istatistikler: Kadına ve kız çocuklarına karşı şiddet eylemlerinde artış var

• Dünyada kadınların %70’i yaşamlarının bir kesitinde fiziksel ve/veya cinsel şiddete maruz kalıyor.

• Cinsel saldırıların %50’si kadarı 16 yaş altındaki kız çocuklarına karşı işleniyor.

• Dünya genelinde 603 milyon kadın, aile içi şiddetin suç sayılmadığı ülkelerde yaşıyor.

• Dünya genelinde 60 milyon çocuk gelin bulunuyor.

• Her yıl çoğunluğunu kadınların ve çocukların oluşturduğu 500 yüz bin ila 2 milyon arasında kişi insan tacirlerinin eline düşerek fuhuşa, köle olarak veya  özgürlükleri kısıtlanarak çalışmaya zorlanıyor.

• Dünya Bankası verilerine göre, Dünya genelinde şiddet nedeniyle hayatını kaybeden 15-44 yaş grubundaki kadınların sayısı kanser, sıtma, trafik kazası ve savaşlar nedeniyle ölen kadından daha fazla.

Türkiye’de de kadına karşı şiddet önemli bir sorun olarak ortaya çıkıyor

• Türkiye’de her 10 kadından dördü eşinden ya da partnerinden fiziksel/cinsel şiddet görüyor.

• Töre ve namus cinayetleri kadınlara yönelik şiddetin önemli bir yönünü teşkil ediyor.

• Türkiye’de her üç gelinden birini çocuk gelinler, yani 18 yaş altında evlendirilenler oluşturuyor.

Ancak, kadınların sorunları şiddetle sınırlı değil

• Kadınlar düşük ücretli, düşük statülü, yarı zamanlı veya kısa dönemli işlerde çalışıyor, yeterli sosyal güvenlik imkanlarına ulaşamıyor. Aynı işi yapsalar dahi erkeklerden %20 ile 30 daha düşük ücret alıyor.

• Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre, eğitim düzeylerine ve kentsel ya da kırsal alanda yaşıyor olup olmadıklarına bakılmadan, gıda fiyatlarında yaşanan krizden aile reisinin kadın olduğu evler erkeklerin aile reisi olduğu evlere göre daha çok etkileniyor.

•Dünya genelinde okula gitmeyen her 100 erkek çocuğa karşılık 122 kız çocuğu okula devam etmiyor. Hatta bazı ülkelerde aradaki fark daha da büyüyor.

•Cinsel ayrımcılık, insan tacirlerinin eline düşme, uyum, siyasette yeterli derecede temsil edilememe, kaynaklara ulaşmada karşılaşılan eşitsizlikler, temel hizmetlere ulaşılmasında yaşanan sıkıntılar göçmen kadınların karşı karşıya kaldığı sorunların başında geliyor.

• İkamet izni bedeli, temel sosyal hizmetlere kısıtlı ulaşım, cinsel şiddet ve güvenli ikamet imkanına sahip olamamak mülteci kadınların karşı karşıya bulunduğu eşitlikten yoksun statülerinin ana unsurlarını teşkil ediyor.

Türkiye’de önemli ilerlemeler sağlandı, ancak hala atılması gereken adımlar var

• Türkiye’de kadınlar erkeklere oranla daha az ücretli, güvencesiz, düşük seviyeli ve korunmasız işlerde istihdam ediliyor. Küresel ekonomik ve mali krizin olumsuz etkileri iş piyasasındaki kadınların konumunu daha da güvencesiz hale getiriyor.

• Türkiye’de kadınlar parlamentoda %14,1 oranında (550 üyeli mecliste sadece 78 üye) temsil ediliyorlar. Daha önceki dönemlere oranla artış yaşanmış olsa da bu hala düşük bir oran. Yerel yönetimler seviyesinde ise bu oran %2’lerin altına iniyor.

• UNDP’nin 2010 Cinsiyet Eşitsizliği Endeksi (GII), Türkiye’yi, 146 ülke arasında, üreme sağlığı, siyasi temsil ve işgücü piyasasına katılımda 77. sıraya koyuyor.

• Kasım 2012’de (en güncel veri) erkeklerin işgücüne katılım oranı %71,8 iken, bu oran kadınlar için %30,2. Bu oran %51,1 olan dünya ortalamasının çok gerisinde kalıyor.

• Kadınlara yönelik sosyal ve ekonomik engellerden kaynaklanan olumsuz önyargılarının yaygınlığı nedeniyle, kadınlar işgücü piyasasına girerken ve bu piyasada tutunurken ciddi zorluklarla karşılaşıyor. Bu da, Kasım 2012 itibariyle %17,3 olan tarım dışı kadın işsizlik oranında açıkça gözleniyor.

• Yetersiz çocuk ve yaşlı bakım hizmetleri, işgücü piyasasında cinsiyet temelinde ayrılmış işler ve ataerkil düşünce yapısı kadınların işgücü piyasasına girmelerini engelleyen nedenler arasında bulunuyor.

• Kırsal kesimde tarım sektörü, kentte ise hizmet sektörü kadınların en yoğun istihdam edildiği sektörleri oluşturuyor.
•2010 Binyıl Kalkınma Hedefleri (BKH) İlerleme Raporu’na göre, Türkiye ilköğretimdeki cinsiyet eşitsizliğini ortadan kaldırma hedefine hemen hemen ulaşıyor, ancak orta öğretime devam etmeyen kızların sayısı dikkat çekici seviyeye erişiyor.

Birleşmiş Milletler kuruluşları, kamu kurumları, STK’lar ve medya ile işbirliği halinde kadınların toplumdaki konumlarının güçlendirilmesi için çalışıyor 

• Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) tarafından oluşturulan yeni Stratejik Çerçeve kapsamında, Toplumsal Cinsiyet konuları FAO’nun tüm program ve projelerinde yer alıyor.

• FAO tarımsal ve kırsal sektörler için cinsel ayrımcı verileri toplama ve analiz etmede teknik destek sağlıyor. Cinsiyet eşitliğinin önemi, kaynaklara, hizmetlere, mallara ve karar alma süreçlerine eşit erişim olması ve aynı zamanda gıda güvenliği ve tarımsal kalkınma için kırsalda insana yakışır  istihdam sağlanması konularında çalışıyor.

• Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) tüm kadın ve erkeklere insana yakışır iş sağlanması için çalışıyor ve tüm faaliyetlerinde cinsiyet eşitliğini ön plana çıkarıyor. İŞKUR ile işbirliği yaparak kadınlar için insana yakışır istihdamı artırmaya yönelik projeleri hayata geçiriyor. Daha önceki projelerden elde edilen başarılı sonuçlar ışığında İŞKUR tarafından uygulamaya konulan mesleki eğitim programlarına kadınların insan haklarıyla ilgili bölümler eklenmesi için çalışmalar yapıyor. Ayrıca, en son yapılan Ev İşçileri için İnsana Yakışır İş Ulusal Konferansı gibi, kadınların iş hayatında karşılaştıkları sorunların ve olası çözümlerin tartışıldığı ve işgücü piyasasında toplumsal cinsiyet eşitliğinin ele alındığı çalıştaylar ve seminerler düzenliyor.

• Uluslararası Göç Örgütü (IOM), Türkiye’de 23. yılını doldururken göçmen kadın ve çocukların insan hakları ve onurlarını savunmaya devam ediyor. IOM kadınlar ve kız çocuklarının güvenli bir şekilde göç edebilmelerini sağlamak için farklı ve yenilikçi yaklaşımlara ihtiyaç olduğunu belirtiyor. IOM’in çalıştığı başlıca alanlar içinde cinsiyete duyarlı göç politikalarının savunuculuğu yapmak, insan ticareti ile mücadele etmek ve göçün cinsiyet üzerindeki etkilerine yönelik politika oluşturma amaçlı araştırmalar  yapmak bulunuyor.

• Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı (UNDP) ve BM Kadın (UN Women) Türkiye’de Cinsiyet Eşitliği için Elverişli Ortamın Teşvik Edilmesi  Birleşmiş Milletler Ortak Programı kapsamında, toplumsal cinsiyet eşitliği mekanizmasının kapasitesinin gelişmesine yönelik  çalışmalar yapıyor.

• UNDP, kadın koalisyonları aracılığıyla oluşturulan kadın konseyleri sayesinde Parlamento’da Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu kurulmasına katkı sağlamış bulunuyor.

• UNDP,  BM Kadın ve Sabancı Üniversitesi, Sabancı Vakfı’nın finansal desteği ile Kadınların İnsan Haklarını Geliştirilmesi Ortak Programını başlattı.

• GAP Bölgesi’nde yürütülen Kadının Güçlendirilmesi için Yenilikler Projesi kapsamında ise kadınların yalnızca % 3’ünün ücretli bir işe sahip olduğu Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde UNDP ve İsveç Uluslararası Kalkınma Ajansı (SIDA), kendi kooperatiflerini oluşturup yöneterek moda girişimcisi olmaları konusunda yaklaşık 150  kadını destekliyor.

• Birleşmiş Milletler Nüfus Fonu (UNFPA) kadına karşı şiddetin önlenmesi için daha iyi politikalar ve koruma sistemi oluşturulması için çalışıyor. Son on yıldır ilgili makamlara yönelik kapasite artırıcı etkinlikler ve eğitimler düzenliyor. UNFPA ayrıca kadın erkek eşitliğinin sağlanması ve kadına karşı şiddetin önlenmesi için gençlerle çalışıyor.

• Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR) mülteciler ile temas halinde olan sivil toplum kuruluşları, emniyet mensupları, askeri birimler ve diğer ilgili kuruluşlara eğitim imkanı sağlıyor. UNHCR, İçişleri Bakanlığı, diğer devlet kurumları ve STK’larla birlikte çalışarak ulusal mülteci kabul kapasitesini artırmaya ve bir Mülteci Statüsü Belirleme sistemi kurmaya çalışıyor.

• UNHCR, ayrıca Türkiye’de kamplarda ya da şehirlerde yaşayan Suriyeli sığınmacı kadınların gerekli yardım ve korunmayı temin etmeleri hususunda Türk hükümetine destek veriyor.

• UNICEF, ülke programları ile kadınların ve kız çocuklarının eşit haklara sahip olmasına katkıda bulunmayı ve onların içinde bulundukları toplulukların siyasi, sosyal ve ekonomik açıdan kalkınmasına yönelik, sahip oldukları tüm imkan ve potansiyeli desteklemeyi amaçlıyor.

• UNICEF programlarının bir parçası olarak, toplum temelli bir çocuk bakım modeli ve bu bağlamda istihdam edilecek kadınlar için eğitim modülleri geliştirerek kadınların iş gücüne katılımını arttırmayı hedefliyor.

• UNICEF çocuk koruma programının bir parçası olarak, çocuk adalet ve koruma sistemleri geliştirerek cinsiyete duyarlı uygulama ve önlemleri destekliyor.

• Dünya Sağlık Örgütü (WHO), çalışmalarında kadın erkek eşitliği ve cinsiyet konularına özel önem veriyor.

• FAO, ILO, IOM ve UNDP tarafından Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile işbirliği içerisinde yürütülen Birleşmiş Milletler Ortak Programı Herkes için İnsana Yakışır İş: Ulusal Gençlik İstihdam Programı ve Antalya Pilot Bölge Uygulaması (BM Ortak Programı)  gençler arasında işsizliğin azaltılmasını ve özellikle genç kadınların, göçmenler de dahil olmak üzere, işgücüne katılımının artırılmasını amaçlıyor. 2009 yılında başlayan BM Ortak Programı 2012 Aralık ayında sona ermiş bulunuyor. Bu program çerçevesinde, İŞKUR tarafından ILO’nun teknik desteği, ortak program üyesi BM kurumlarının, ilgili kamu kurumları ve sosyal ortakların işbirliğiyle, cinsiyet eşitliğinin sağlanması ve kadınların istihdamının artması için yapılacakları da sıralayan Türkiye’nin ilk Ulusal Gençlik İstihdamı Faaliyet Planı hazırlandı.

•Türkiye'de KOBİ'lerin uluslararası rekabetini artırmak ve tekstil ve konfeksiyon sektöründe insana yakışır iş olanaklarını teşvik etmek, toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanmasını desteklemek amacıyla, ILO, UNDP, Birleşmiş Milletler Sanayi Kalkınma Teşkilatı (UNIDO) ve  İTKİB (İstanbul Tekstil ve Konfeksiyon İhracatçı Birlikleri) tarafındanTürkiye'nin Tekstil Sektöründe KOBİ'ler için Sürdürülebilir Ağlar ve İlişkiler Zinciri Oluşturulması başlıklı BM Ortak Programı yürütüldü.

• Kadın Dostu Kentler Ortak Programının ikinci aşaması UNDP, UNFPA, İsveç Uluslararası Kalkınma İşbirliği Ajansı (SIDA) ve İçişleri Bakanlığınca hayata geçiriliyor. Bu aşamada, yerel yetkililerin kadın STK’ları ve ulusal ve yerel düzeyde hükümet kurumları ile diyaloğa girmesi ve planlama süreçlerine cinsiyet eşitiliğini de sokmaları sayesinde kadın dostu topluluklar için uygun bir ortam oluşturulmaya çalışılıyor.

Kadın erkek eşitliğini gerçek anlamda inşa edebiliriz

Küresel ekonomik ve mali krize rağmen, Türkiye son on yıl içinde uluslararası seviyede de hayranlıkla takip edilen bir ekonomik başarı elde etti. Ancak, bu başarının sürdürülebilir kılınması için kadınların istihdamda, karar alma süreçlerinde ve siyasette daha fazla yer almalarının sağlanması gerekiyor. Daha da önemlisi kadına karşı şiddetin önlenmesi şart.

Türkiye bu alanda başarılı olmak için ihtiyaç duyulan tüm öğelere yani kararlı bir hükümete, güçlü bir özel sektöre, etkin bir sivil topluma ve etkili bir medyaya sahip bulunuyor. Bu alanda BM Türkiye kuruluşları tüm ilgili taraflarla çalışma kararlılıklarını sürdürüyor.  

Artık sözümüzü tutmalı ve küresel olarak kadına karşı şiddet illetinden kurtulmalıyız.