Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Şubat > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (2/2014)

Ankara'da savaşın izlerini yüzünde taşıyan Suriyeli bir çocuk: Cumana


Annesi ve altı kardeşi ile birlikte başkent Ankara'daki Dikmen vadisinde derme çatma bir barakada yaşıyor Cumana. ©UNICEF/Türkiye-2014/Yurtsever
ANKARA, Türkiye, Şubat 2014 - Savaşın izleri; evlerini, okullarını,  oyuncaklarını, arkadaşlarını geride bırakarak komşu bir ülkeye sığınmak zorunda kalan Suriyeli çocukların zihinlerinden yıllar sonra bile silinmeyecek şüphesiz. Ancak içlerinden bazıları bu izleri hem zihinlerinde hem de bedenlerinde taşımak zorunda. Tıpkı Celabuslu küçük Cumana gibi.


O henüz 8 yaşında küçük bir kız çocuğu. Tüm çocuklar gibi güzel, tüm çocuklar gibi masum, tüm çocuklar gibi her şeye rağmen umut dolu… Onu diğer çocuklardan ayıran şey ise sol gözünün hemen altındaki derin dikiş izleri. Celabus’taki çatışmalar sırasında bir şarapnel parçası yüzüne isabet etmiş. O, ömrünün sonuna kadar bu yara izini yüzünde taşıyacak. “Gözümü kaybetmediğim için şanslıyım” diyor Cumana.  Kötü anılarını tekrar canlandırmamak için ona bu konuda daha fazla soru sormuyoruz.

Her çocuğa sorduğumuz o klasik soruyu ona da yönelttiğimizde ise, gözlerindeki ışıltıyı yakalıyoruz hemen. Okula gitme şansı olur da ileride bir meslek seçerse “doktor” olmak istediğini söylüyor hiç düşünmeden. Belli ki yaralandıktan sonra onu tedavi eden doktorları hala unutmamış.

Annesi ve altı kardeşi ile birlikte başkent Ankara’daki Dikmen vadisinde derme çatma bir barakada yaşıyor Cumana. Babasını Suriye’deki çatışmalar sırasında kaybetmiş. Ailenin en küçüğü.   12 yaşındaki ablası Rayna aynı zamanda en yakın arkadaşı. Ne Suriye’de ne de Türkiye’de okula gitme şansı olmuş Cumana’nın. Tüm aile fertleri gibi O da da kağıt toplama işinde çalışıyor. Bu işte kişi başı günlük kazanç 5-10 lira civarında. var.

Elinde kendisi için getirdiğimiz resim defterleri, kaldıkları barakaya doğru çamurlu yollardan ilerliyoruz birlikte. Girişte küçük bir hol, ilk bakışta çoğunun boş olduğu göze çarpan kavanozların gelişigüzel dizili olduğu küçük bir “mutfak” ve bir göz odadan oluşan barakalarında soba başında ablası ile bir süre ısınıyor Cumana. Daha sonra tüm ilgisini defterine vererek içinden geldiğince resim yapmaya başlıyor, gerçek bir çocuk gibi. Ama sonra  kağıt ayıklama işine devam etmek için yine dışarı çıkması gerekiyor. Bu zor koşullarda çocukluk ancak birkaç dakika sürebiliyor...

Cumana’nın ailesi gibi beş aile daha bu bölgeyi mesken tutmuş. Uzun yıllar bir gecekondu mahallesi olarak kalan bu bölge, şimdilerde ise bir kentsel dönüşüm bölgesi ve Ankara’nın zengin ve modern yüzüne sadece 5 dakika uzaklıkta. Gecekondulardan bazıları yıkılmış, birçoğu terk edilmiş. İşte terk edilmiş bu gecekondular ve barakalar şimdilerde savaştan kaçarak Türkiye’ye gelen Suriyeli ailelere ev sahipliği yapıyor.

Ankara’da kaç Suriyelinin yaşadığı kesin olarak bilinmiyor ancak bilinen bir gerçek var ki, Türkiye’de kamplarda kalan 200 bin Suriyeli’nin dışında, 600 binden fazla Suriyeli kamp dışında hayata tutunma mücadelesi veriyor.

Başta İstanbul, Ankara, Gaziantep, Adana, Hatay olmak üzere ülke genelinde birçok yerde sokakta Suriyeliler ile karşılaşmak mümkün. Genellikle en düşük maaş ile en zorlu işleri onlar üstleniyorlar artık. Zor bir hayat bu, belki de en zorlularından...

Tıpkı doktor olmak isteyen Cumana’nın hayatı gibi...


Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever