Anasayfa > Basın Merkezi > 2014 > Mayıs > 
UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

Basın Merkezi (5/2014)

Engelleri aşmayı başaran Suriyeli üç görme engelli kardeşin hikayesi


Emane, Abdülhamid ve Zahra kaldıkları çadırda birbirlerine sımsıkı sarılarak kameraya poz verirken yüzlerinde kendiliğinden oluşan gülümseme görülmeye değer. ©UNICEF/Türkiye-2014/Yurtsever
ISLAHİYE, Gaziantep, Mayıs 2014 – Çadırlarından içeri girdiğimiz andan itibaren çocuklar çevremizi sarıyor. Yanımızda Çocuk Dostu Alan’da görev yapan gençlik çalışanlarının da bulunmasından kaynaklanan bir güven duygusu ve samimiyet kısa sürede kendisini belli ediyor. Önce kahve ikramı yapılıyor, hemen ardından incir ve salatalık. Doğuya özgü ikramlarda misafire ısrar geleneği burada da özenle sürdürülüyor...

Gaziantep Islahiye Kampı’ndaki bir çadırda, beş kardeşi ve annesi ile birlikte yaşayan Emane ile röportaj yapmak üzere bir araya geldik. Yaklaşık 15 aydır Idlip’teki çatışma ortamından uzakta, güvenli bir ortamda hayatını sürdürüyor.

Kardeşlerin en büyüğü Zahra 19 yaşında, onu sırasıyla Abdülhamid (17), Ahmed (15), Emane (13), Kemal (8) ve Hale (6) izliyor. Babaları yıllar önce amansız bir hastalık nedeniyle hayatını kaybetmiş.

Ancak onların hikayesini kamptaki diğer çocukların hikayelerinden farklı kılan özel bir durum var. Emane, ablası Zahra ve abisi Abdülhamid görme engelli. Abdülhamid ve Zahra için tıbben bir şey yapılması söz konusu olmadığını öğreniyoruz. Emane’de ise kısmen görme gücü kaybı söz konusu ve bazı renkleri kısmen seçebiliyor. Sol gözündeki beyaz sıvıdan kaynaklı, sağ gözünde de yaş büyüdükçe görme kaybı artıyor.

Tedavi için kamptaki kliniğe başvuruda bulunmuşlar. Klinikten daha donanımlı olan Gaziantep’deki devlet hastanesine sevk edilmiş. Ancak oradaki doktorlardan Emane için de tıbben bir şey yapılamayacağı yanıtı alınmış. Umutlar kırılsa da tamamen tükenmemiş.

Emane kampta okula gidemese de düzenli olarak Çocuk Dostu Alan’daki aktivitelere katılıyor...Şarkı söyleme, dans ve el işi etkinliklerini ilgiyle takip ediyor tıpkı diğer yaşıtları gibi. Onun buradaki en yakın destekçileri ve arkadaşları ise UNICEF Çocuk Dostu Alan’da görev yapan Türk Kızılayı Gençlik Çalışanları Ebru ve Yağmur.

Duyma yetisi gelişmiş olduğu için, Suriye’de ve Türkiye’de duyduğu sesleri merak ediyoruz. Çatışmalar öncesinde onu en çok yağmurun sesi mutlu ediyormuş. “Kuşların seslerini de çok severim ama onlara dokunmaya korkuyorum” diyor küçük kız. Emane’nin ülkesinde son dönemde duyduğu sesler ise genelde tank ve bomba sesleri olmuş ne yazık ki. 15 aydır bomba sesleri duymuyor ancak bir süre önce Suriye’ye halasını ziyarete gittiklerinde duyduğu bomba sesleri yüzünden kalbi duracak gibi oldu diyor annesi. Şimdilerde ise kamptaki okulun zil sesinin çok hoşuna gittiğini söylüyor Emane.
 
Kampta geçen bir gününü ise bize şöyle özetliyor Emane: “Sabah istediğim zaman kalkıyorum. Komşularımıza gidiyoruz. En iyi arkadaşım Ruaya. Onunla oyun oynuyoruz. Televizyonu pek sevmiyorum. Birinin bana kitap okuması daha çok hoşuma gidiyor. En çok fıkraları ve macera kitaplarında yazanları seviyorum.”

Hayalinde öğretmen olmak var Emane’nin. Ona da tüm çocuklara sorduğumuz klasik soruyu yöneltiyoruz: Üç dilek tutsan ne tutardın? Aldığımız cevaplar ise şöyle oluyor: “Okula gitmek, spor yapmak ve yüzmek...”

Yanlarından ayrılmadan önce bu kez de birlikte meyve yiyoruz ve onları tekrar ziyaret etmek üzere söz vererek yanlarından ayrılıyoruz...Bir kez daha anlıyoruz ki bireyler için fiziksel engeller aşılmaz birer sorun değil...Bireyin azmi ve toplumun desteği ile aşılamayacak engel yok aslında. Çünkü bu dünyada “hayatı paylaşmak için hiçbir engel yok!”


Yazı ve fotoğraflar: Ayberk Yurtsever