UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

6.1 Eğitimde çocuk hakları

Geçtiğimiz on yıl içinde sergilenen çabaların ardından Türkiye’de çocukların hemen hemen hepsi en azından ilköğretim düzeyinde örgün eğitim sistemine ulaşabilir duruma gelmiştir ve dolayısıyla Anayasa’nın “hiç kimsenin eğitim hakkından yoksun bırakılamayacağını hükme bağlayan 41. Maddesinde öngörüldüğü gibi eğitim hakkından şu veya bu düzeyde yararlanmaktadır. Çocukların çoğunluğunun okulu sevdikleri anlaşılmaktadır. TBMM’de Mart 2012’de benimsenen yasayla eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması, zorunlu eğitimin (dolayısıyla devlet okullarında ücretsiz eğitimin) 6 değil 5 yaşında başlaması, zorunlu eğitim süresinin de 8 değil 12 yıl olması anlamına gelmektedir. Dolayısıyla, ortaöğretimde halen artmakta olan net okullaşmanın (ki halen %67’nin biraz üzerindedir) önümüzdeki beş yıl içinde daha da hızlanması beklenmektedir.

Elde edilen bu kazanımlara karşın çocuklar eğitim haklarından tam olarak veya eşit biçimde yararlanamamaktadır. Verilen eğitimin kalitesi ve eğitimin verildiği ortamlar büyük eşitsizlikler içermektedir. Okul kalitesi ve eğitimde başarı düzeyleri toplumsal kökenle, coğrafya ve cinsiyetle yakından ilişkilidir. Kimi çocuklar, özellikle kızlar, kayıtlı olsalar bile okula düzenli devam etmemekte, küçük yaşlarda okuldan ayrılabilmektedir. Dünya Bankası’nın “Türkiye’de Temel Eğitimde Kalitenin ve Hakkaniyetin Artırılması: Görevler ve Seçenekler” (http://go.worldbank.org/MM9KG62GG0) (2011) başlıklı politika notunda belirtildiği gibi, “Ülkedeki büyümeye ve rekabetçilik tutkularına göre Türkiye’deki eğitim sistemi halen kalite açısından yetersizdir ve eşitsizlikler de diğer OECD ülkelerinin çoğunda görülenden daha ileri derecededir.”

Eğitim sisteminin 2012 yılı başlarında yaygın istişareye gidilmeksizin yeniden yapılandırılması, mevcut kaynaklar üzerindeki yükü artırıp, programların ve müfredatın acele uyarlanmasını zorunlu kılmakle kısa dönemde mevcut güçlüklere yenilerini eklemiştir. İlköğretimin her biri dörder yıllık iki evreye bölünmesi ve ikinci evrede mesleki ve dini eğitim sınıflarına ağırlık tanınması tartışmalı adımlardır.