UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

6.6 Okul deneyimi

Okul deneyiminin tüm bu yönleriyle ilgili kanıtlar sınırlıdır. Çocuk katılım mekanizmaları (“okul konseyleri”) kâğıt üzerinde tüm okullarda mevcuttur; ancak bu konseyler etkili ve demokratik bir işleyişe sahip değildir ve bu yüzden çocuklara temel katılım becerilerini kazandıramamaktadır. WHO’nun 2009-2010 Avrupa’da Okul Çocuklarının Sağlık Davranışları (HBSC) araştırmasına (http://www.hbsc.org/publications/international) göre, Türkiye’de çocuklar arasında “okulumu çok seviyorum” diyenlerin oranı araştırmanın yapıldığı diğer 38 Avrupa ve Kuzey Amerika ülkesindeki çocukların çoğunluğuna göre daha yüksektir. (http://www.euro.who.int/data/assets/pdf_file/0003/163857/Social-determinants-of-health-and-well-being-among-young-people.pdf). Diğer ülkelerdeki genel eğilimler gibi okula yönelik memnuniyet yaş büyüdükçe azalmaktadır ve kız çocuklar okulu erkeklere göre daha çok sevmektedir. Türkiye’de 11 yaşındaki kız çocukların %75’i okulu severken 15 yaşındaki erkek çocuklar arasında okulu sevenlerin oranı yalnızca % 25’tir. Çarpıcı bir bulgu, erkek olsun kız olsun okulu çok sevme duygusunun, sosyoekonomik statüsü yüksek ailelerin çocukları arasında daha az görülmesidir. Bununla birlikte araştırma sonuçları, Türkiye’deki çocukların, okul hayatının sınav stresi gibi bazı yanları açısından olumsuz deneyimlerine de sahip olduklarını göstermektedir. Türkiye’deki çocuklar, başka ülkelerdeki çocuklara göre derslerinin baskısını daha ağır hissetmektedir. 11 yaşındakilerin %55’i, 15 yaşındakilerin ise %70’i kendilerini bu bakımdan baskı altında hissetmektedir. Sınavların sıklığı, sınavlara okullar ve aileler tarafından verilen önem, zaman zaman çocukları intiharı düşünme noktasına bile getirmektedir.  Aynı araştırmaya göre Türkiye’de sınıf arkadaşlarının nazik ve yardımsever olduğunu düşünen erkek ve kız öğrenci oranları genel ortalamanın altındadır. Kız ve erkek öğrencilerin okulu sevme veya sevmeme nedenleri, farklı yörelerden ve kökenlerden erkek ve kız çocukların okula ilişkin düşünceleri gibi konularda daha ileri düzeylerde yapılacak araştırmalar ilginç sonuçlar verebilir. Ayrıca, çocukların cinsiyet, etnik köken, toplumsal konum veya engellilik bağlamında uğradıkları veya birbirine uyguladığı ayrımcılık konusunda da daha fazla bilgiye ihtiyaç vardır. Bu konularda çocuklar, kendi aralarında araştırma yapabilir.

Şiddet: Şiddet Türkiye toplumunda ve medyada yaygındır ve bazı durumlarda kınanmamaktadır. Şiddet, zorbalık, çeteleşme ve silah kullanma gibi biçimlerde okulların içinde ve çevresinde de görülmektedir. Bir çocuğun şiddete başvurması, kendini kanıtlama arzusundan kaynaklanabilir; harçlık, yiyecek veya başka şeyleri çalmasıyla iliskili olabilir. Daha temeldeki nedenler arasında ise öz saygı eksikliği ile birlikte çocuğun evinde veya başka yerlerde maruz kaldığı şiddet, istismar veya ihmalin psikolojik sonuçları sayılabilir. Ayrıca, fiziksel ceza uygulamaları yasaklanmış olsa bile özellikle erkek çocuklar sık sık fiziksel şiddetle ve/veya sözlü saldırıyla ilgili şikâyette bulunmaktadır.  Öğretmenlerden ve okullardaki görevlilerden gelen bu tür hareketlerin nedeni bu kişilerin zaman zaman öfkeye kapılmaları olabileceği gibi bu yollara bir disiplin sağlama yöntemi olarak düzenli biçimde de başvurulabilmektedir. 2006-7 yılında, çocuklar ve gençler arasında şiddete yönelimi, okullarda ve okul çevrelerinde şiddet olayları konusunda bir meclis araştırması gerçekleştirildi. (http://www.tbmm.gov.tr/develop/owa/arastirma_onergesi_gd.onerge_bilgileri?kanunlar_sira_no=491). Sonuçta, okullarda polis memurları görevlendirildi ve Milli Eğitim Bakanlığı okulların, velilerin, çocukların kendilerinin ve çevredeki esnaf ve kafe işleticilerinin katılımıyla okul ortamlarında şiddete karşı bir kampanya düzenledi. Ne var ki, bu politikaların yarattığı etkiler henüz tam anlamda araştırılmamıştır ve 2012 Haziran ayındaki Sonuç Gözlemlerinde BM Çocuk Hakları Komitesi Türkiye’ye yönelik tavsiyesini tekrarlamıştır: “okullarda şiddeti konu alan programların güçlendirilmesi; bu arada bir yandan fiziksel ceza uygulamalarına yönelik katı yasak sürdürülürken şiddete karşı çocuklar arasında bir ruh ve anlayış geliştirilmesi”.

Okulda sağlık: Okulların çoğu temiz ve güvenli bir fiziksel ortam ve uygun sanitasyon imkânları sağlayabilecek durumda olmakla birlikte, başta azgelişmiş bölgeler ve deprem riski yüksek yöreler olmak üzere bu şartları taşımayan okulların varlığı sürmektedir. Okullar ayrıcai ilgili yönetmeliğine uygun olarak (varsa) kantinlerınde sağlıklı yiyecek maddeleri satılmasını sağlayarak, fiziksel egzersizi (mümkün olduğu durumlarda) özendirerek ve sağlık eğitimi (müfredatta yer aldığı sürece) vererek çocukların sağlık haklarını desteklemektedir. 2012 yılından başlayarak ilkokul çocuklarına ücretsiz uzun ömürlü süt dağıtılmaktadır. Bununla birlikte, okullarında rahatsızlanan çocuklara yönelik imkân ve hizmetler daha da iyileştirilebilir; birçok okul çocukları okul içindeki ve çevresindeki kazalardan ve tehlikelerden korumak, kronik sağlık sorunları olan çocukları desteklemek için daha fazla şey yapabilirler. Okul sağlığı politikaları daha iyi formüle edilebilir, eğitim ve sağlık sektörleri arasındaki işbirliği güçlendirilebilir, çocuk sağlığını korumak ve geliştirmek, sağlık sorunlarını ve riskli davranışları tespit etmek üzere okullarda düzenli sağlık taramaları ve gelişim izlemesi yapılabilir. Bodurluğa karşı mücadele kapsamında vücut-külte endeksi için e-okul veritabanının kullanılması önerisi bu yönde başlatılan girişimlerden biridir.