UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

7.2 Kişisel ve sosyal gelişme, boş zaman, spor ve bilgilenme

Bu ihtiyaçlara kısmen eğitim sisteminde yanıt verilmektedir. Kültür Bakanlığı halk kütüphanelerinden, müzelerden ve devlet tiyatrolarından sorumludur. Gençlik ve Spor Bakanlığı ise, asıl odaklanma alanı spordaki başarılar olmakla birlikte spor tesisleri ve gençlik kamplarıyla da ilgilenmektedir ve bunların arasında özellikle yoksul yörelerdeki gençleri hedefleyenler de yer almaktadır. Türkiye’deki gençlerin ve ergenlerin boş zamanlarını değerlendirebilecekleri fırsatlar ve tesisler sunan – yetişkinlerden ayrı olarak veya onlarla birlikte- kurum ve kuruluşlar arasında gençlik kulüpleri, belediyeler, gönüllü kuruluşlar ve özel sektör de yer almaktadır.

Gerçekte, bilindiği kadarıyla ergenler ve gençler arasındaki en yaygın boş zaman etkinlikleri televizyon izlemek, müzik dinlemek (radyo dâhil), kafelerde, alışveriş merkezlerinde veya İnternet’te arkadaşlarla sohbettir. Gençlerin kitap okuma, kültürel faaliyetlere katılma, sergileri ve diğer etkinlikleri ziyaret etme veya fiziksel etkinliklerde bulunma gibi işler için harcadıkları zaman çok daha sınırlı kalmakta ve gençlerin şaşırtıcı derecede büyük bir bölümünün bu tür etkinliklerde hiç yer almadığı anlaşılmaktadır.

Bir önceki ay ev dışında kültürel etkinliklere katılma durumu (15-24 yaş grubu nüfus) (%)

 

Erkekler

Kadınlar

 

Katılmış

Katılmamış

Katılmış

Katılmamış

Sinema

18,3

81,7

13,8

86,2

Tiyatro, bale, opera vb

2,0

98,0

3,1

96,9

Konser

4,9

95,1

5,6

94,4

Müze ve sanat galerisi

1,1

98,9

2,7

97,3

Kütüphane

8,4

91,6

7,1

92,9

Spor karşılaşmaları

14,3

85,7

2,3

97,7

Kaynak: (Türkstat: İstatistiklerle Gençlik, 2011, s.135 – 2006 Zaman Kullanım Araştırması verilerinden derlenmiştir).

2009-10 yıllarını kapsayan WHO Okul Çocuklarının Sağlık Davranışları Avrupa Araştırması sonuçlarına göre 15 yaşındaki çocukların üçte ikisi, DVD ve video dâhil olmak üzere hafta içinde günde iki saatten fazla televizyon izlemektedir ve bu Avrupa ortalamasının biraz üzerindedir. SETA adlı düşünce kuruluşunun 2012 yılında Gençlik ve Spor Bakanlığı ile birlikte 15-29 yaş grubundakilerle ilgili olarak gerçekleştirdiği “Türkiye’de Gençlerin Profili” adlı araştırmanın ilk sonuçlarına göre de televizyon izleme (genellikle yerli diziler, spor programları ve diğer programlar) gençlerin en yaygın boş zaman etkinliği durumundadır. Televizyon izleme %56,8 ile boş zaman etkinlikleri arasında birinci sırayı alırken bunu kitap, dergi veya gazete okuma (%40,8), sosyal medyayı kullanma (%37,2), spor (%26,9), tiyatro, sinema ve konsere gitme (%15,6) ve kafe-pastane gibi yerlerde arkadaşlarla vakit geçirme (%13,4) izlemektedir.

Nüfus Derneği ile UNFPA’nın 2007 yılında 15-24 yaş grubu üzerinde gerçekleştirdiği Türkiye’de Gençlerin Cinsel ve Üreme Sağlığı Araştırmasına göre gençlerin %75’i alışveriş merkezlerine gitmeyi en fazla tercih ettikleri boş zaman etkinliği olarak belirtmiştir. Sinemaya gitme (%20), konsere gitme (%24 civarı) ve bir enstrüman çalma gibi fiziksel ve zihinsel yetenekleri geliştirici tüm etkinlikler alışveriş merkezlerinde gezmenin çok gerisinde kalmaktadır. Göründüğü kadarıyla büyük alışveriş merkezleri ergenlerin ve özellikle ailelerinin güvenli ve huzurlu buldukları, fazla para harcamadan bir araya gelebilecekleri yerler sayılmaktadır.

Spor etkinliklerine katılım daha çok erkekleri hitab eden bir azınlığın uğrası durumdadır. 2012 SETA araştırmasının açıklanan ilk sonuçlarına göre genç nüfusun %41’i hayatında hiç bir spor etkinliğinde yer almamıştır. Spor etkinliklerine katılım, coğrafya, cinsiyet, yaş, medeni durum ve eğitim düzeyi gibi etmenlere göre önemli farklılıklar göstermektedir. Futbol açık ara en popüler spordur. 2009-10 HBSC Araştırmasına göre Türkiye’de 15 yaşındaki çocuklar arasında kızların yalnızca %9’u, erkeklerin ise %18’i tıp mesleği tarafından tavsiye edilen günde en az bir saatlik orta düzey-ileri düzey fiziksel etkinlikte bulunmaktadır.

Elde bulunan araştırmalar yalnızca belirli etkinlikleri ve yaş gruplarını kapsadığı gibi düzenli aralıklarla yapılmamaktadır. Farklı yaş gruplarında bulunan, farklı toplumsal kesimlerden gelen ve farklı yerlerde yaşayan genç erkek ve kadınların hangi boş zaman etkinliklerine, sportif, kültürel ve sosyal faaliyetlere ne ölçüde katıldıkları konusunda daha fazla veriye ihtiyaç vardır. Ayrıca, gençlerin kendi tercihleri doğrultusunda yararlı boş zaman etkinliklerinde yer almalarını veya almamalarını etkileyen faktörlerin belirlenmesi için analiz gerekmektedir. Bu faktörlerin arasında, maliyet (bilet, giriş ücretleri, yol giderleri, donanım, eğitim masrafları vb); ders çalışma baskısı veya uzun süre ders çalışma zorunluluğu; kültürel beklentiler veya sınırlılıklar (özellikle kızlar için) ve etkinlikler, tesisler ve hizmetlerin sınırlı olması ya da yeterince yaygın olarak sağlanamamasının bulunması olasıdır.

Konuya sosyalleşme açısından bakıldığında, daha üst sosyoekonomik statüye sahip gençlerin, özellikle de erkeklerin bu alanda daha fazla fırsata sahip oldukları açıktır. HBSC araştırmasının da gösterdiği gibi Türkiye’de 15 yaşında olanlar arasında sosyoekonomik durumu daha iyi olanlar arkadaşlarıyla dışarıda çok daha fazla zaman geçirmekte, elektronik ve mobil iletişim araçlarından çok daha yaygın biçimde yararlanmaktadır.  Kızların ancak %7’si haftada en az dört akşam arkadaşlarıyla birlikte vakit geçerken, erkekler arasında bu oran %28’dir. 

Çocuklar, gençler ve internet

Türkiye’de internete erişim hızla yaygınlaşmıştır ve çocuklarla gençler kullanıcılar arasında ön planda gelmektedir. Buna rağmen internete erişim oranı, batılı ülkelere oranla düşük kalmaya devam etmekte, ayrıca toplumsal kesimler, coğrafi bölgeler ve cinsiyet bazında önemli ölçüde farklılaşmaktadır. Bu farklılıklar, Türk toplumunda zaten var olan eşitsizlikleri daha da derinleştirici bir etki yaratmaktatadır. Bu arada, çocuklar ve gençler internet kullanımının getirdiği risklerin tam olarak farkında değildir. Üstelik internetin kişisel gelişim, yaratıcılık, kendini ifade ve katılım açısından yarattığı fırsatlardan tam olarak yararlanıldığı da söylenemez. Hükümet ise, çocukların ve gençlerin teknoloji kullanmalarını özendirirken internete kuşkuyla yaklaşmış, resmi görevlilerle kamuoyu interneti bir tehlike olarak görmüştür. Böylece aşırı korumacı bir yaklaşım benimsenmiştir ve bu aşırı korumacılık da çocukların ve gençlerin internetin yararları ve sağladığı fırsatları keşfetmelerinin ve kendilerini risklerden nasıl koruyacaklarını öğrenmelerinin önünde bir engel haline gelmiştir.

İnternet erişimi: Türkiye İstatistik Kurumu (Türkstat) tarafından 2010 yılında yapılan bir hanehalkı ICT erişimi ve kullanımı araştırmasına göre 16-74 yaş grubundan kentlilerin yüzde 47,8’i internet erişimine sahiptir. Kırsal kesimde ise bu oran yalnızca yüzde 24’tür. İnternet kullanımı açık ara ile en fazla gençler arasında yaygındır: 16-24 yaş grubundaki gençlerin hemen hemen üçte ikisi interneti kullanmaktadır. Türkstat araştırmasına göre 16-24 yaş grubundan erkeklerin yüzde 76,6’sı internet kullanırken aynı yas grubundan kızlar arasında bu oran yalnızca yüzde 49,9’dur. Anlaşıldığı kadarıyla ana babalar ve aileler kız çocuklarının internet kullanmalarına sıcak yaklaşmamaktadır. Bu durum, geleneksel toplumsal cinsiyet rolleri yanı sıra internetin bir risk kaynağı olarak algılanması ile açıklamak olasıdır.

Çocuklar ve gençler açısından erişim en başta evlerden sağlanmaktadır (genel olarak da çocuğun kendi odasından). Çocukların internet erişimi sağladıkları diğer mekânlar arasında okullar, arkadaş evleri ve (özellikle erkek çocuklar söz konusu olduğunda) internet kafeler yer almaktadır. Hükümet, özellikle de Milli Eğitim Bakanlığı, çocukların bilgisayar ve internet kullanımını aktif biçimde özendirmektedir. Bugün için, internete cep telefonları veya başka el cihazlarıyla ulaşabilen çocuk sayısı azdır. İnternet kullanan çocukların hemen hemen tamamının aynı zamanda bir e-posta hesabı vardır ve çoğu da başta Facebook olmak üzere sosyal medya aracılığıyla iletişim kurup bilgi paylaşmaktadır. Çocuklar ve gençler, arkadaşlarıyla iletişim kurmanın yanı sıra interneti online oyunlar ve ev ödevlerinde de yoğun biçimde kullanmaktadır.

Siber riskler: İnternet kullanımıyla ilgili riskler arasında zararlı yazılıma maruz kalma ve özel bilgilerin paylaşılması bulunmaktadır. AB Online Çocuklar Araştırması (http://www.unicef.org.tr/contentEdit?id=547 - _ftn2 (Livingstone, S, Haddon, L, Görzig, A, ve Ólafsson, K, İnternette Riskler ve Güvenlik: Avrupalı çocukların Perspektifi. Tüm Bulgular, LSE, Londra: EU Kids Online, 2011) pek çok çocuğun özel bilgilerini internette serbestçe paylaştığını ve çoğunun özel bilgi korumasını nasıl sağlayacağını bilmediğini göstermektedir. Aynı araştırmaya göre, 9-16 yaş grubundan çocukların %13’ü internette cinsel içerikli görüntülere rastladığını belirtmiştir. Siber zorbalık olarak tanımlanabilecek olay ve durumlar da yaygın görülmektedir. Anlaşıldığı kadarıyla çocukların internette rastladıkları yabancılarla konuşmaları ve randevulaşıp buluşmaları sorunu Türkiye’de batılı ülkelere göre daha az görülmekte olsa bile gene de bir kaygı vesilesidir. Bu konuda kızların ve daha küçük yaşlardaki çocukların erkeklere ve lise öğrencilerine göre daha dikkatli davrandıkları görülmektedir.

Hükümet politikası: Türkiye’deki resmi makamlar ve mahkemeler, Türklüğe hakaretten terörist propagandaya; çocuk istismarı içeren görüntülere, uyuşturucu sitelerine ve diğer zararlı içeriğe kadar uzanan gerekçelerle web içeriğini sık sık engellemişlerdir. Öyle ki, zaman zaman tanınmış küresel web sayfalarının tümüyle engellendiği örnekler de görülmüştür. 2007 yılı Mayıs ayında, Anayasa’nın 41. Maddesi uyarınca aileleri ve gençleri korumaya yönelik bir önlem olarak TBMM 5651 sayılı yasayı çıkartmıştır. Bu yasa, İnternet Kuruluna intiharı özendirme, çocukları cinsel anlamda sömürme ve istismar etme, uyuşturucu ve diğer sağlıksız ürünlerin kullanımı yollarını gösterme, müstehcen nitelik taşıma, Atatürk’e karşı suç oluşturma ve spor karşılaşmalarına dayalı bahis hizmeti sunma kuşkusu duyulan web sayfalarını engelleme yetkisi vermektedir. Yasada yer alan hükümler, genellikle özel bir telefon hattına gelen şikâyetler üzerinde, geniş bir biçimde yorumlanarak bolca ve savunma hakkını tanımadan uygulanmıştır. Ne var ki, bütün bunların çocukları belli başlı internet risklerinden koruma açısından yarar sağlayıp sağlamadığı belli değildir. Ayrıca, 2011 yılı itibarıyla yeni internet filtreleme yönetmelikleri devreye girecektir. Bu düzenlemeye göre hizmet sunanlar kullanıcılara merkezden belirlenmiş ‘aile’, ‘yurt içi’ ve ‘çocuk’ filtreleme profilleri sunacaklardır. Bu profillerle, sırasıyla, bir kara listeye alınan siteler, yabancı siteler ve bir beyaz listede yer almayan tüm siteleri engellenecektir. Böyle bir uygulamanın devlet kontrolünü sıkılaştırması ve toplumda var olan internetle ilgili olumsuz algıları daha da pekiştirmesi olasılığı vardır.

BM Çocuk Hakları Komitesi Haziran 2012 tarihli Sonuç Gözlemlerinde Internet kanalından yürütülen bilgi ediniminin ve iletişimin potansiyel zararlı etkilerini dikkate aldığı için Türkiye’yi övmüş, ancak Internet’te yer alan kimi bilgilere erişimi engellemek için başvurulan filtreleme gibi politika ve araçların çocuğun her tür görüş ve fikri kendi seçtiği bir kanaldan arama, alma ve edinme hakkı üzerinde olumsuz etki yaratmamasını sağlama görevini de hatırlatmıştır.

Bu bölüm temel olarak Dijital Yurttaşlık ve Güvenlik alanındaki uluslararası ve ulusal bir projenin parçası olarak 2011 yılında UNICEF tarafından gerçekleştirilen “Türkiye’de Gençlik Online – Türkiye’deki Dijital Ortama ilişkin bir Araştırma” adlı çalışmadan hareketle hazırlanmıştır. Araştırma, çeşitli araştırmaları ve akademik çalışmaları gözden geçirmekte ve bu çalışmalara atıfta bulunmaktadır.