UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

9.2 Azgelişmiş bölgelerdeki ve kırsal kesimdeki çocuklar ve gençler

Türkiye’yi beş bölgeye ayıran 2008 Demografi ve Sağlık Araştırması (DSA), bebek ölüm hızını “Batı” bölgesi için 1000 canlı doğumda 16, “Doğu” bölgesi içinse 39 olarak belirlemiştir (1998-2008 döneminde, ülke ortalaması 33 iken beş yaşından küçükler ölüm hızı “Doğuda” 1000 canlı doğumda 50 idi). Küçük çocuklar arasında bodurluk (yaşa göre boyun önemli ölçüde kısa kalması) “Doğuda” %20,9 iken “Batıda” %7,6’dır. “Doğuda” 2 yaşındaki çocukların ancak %60’ının aşıları tamken ülke ortalaması %74’tür. Aynı araştırmaya göre “Doğuda” annelerin ancak %79’u doğumdan önce tıbbi rehberlik ve bakım alabilmektedir. Bu da ülke ortalamasının 13 puan altındadır. “Doğuda” doğumların %74’ü sağlık personeli yardımıyla gerçekleşmekte (ülke ortalamasının 17 puan altında) ve gene “Doğudaki” annelerin yalnızca %33’ü doğum sırasında hemşire veya ebe yerine doktordan yardım almaktadır. Bu istatistiklerde iyileşme yönünde bir eğilim görülse bile eşitsizlikler hiç kuşkusuz günümüzde de sürmektedir. Türkiye İstatistik Kurumu (Türkstat) 2010 yılında 12 “düzey 3” bölgesinden üçü için bebek ölüm hızını hala 1000’de 14-16 olarak belirlemiştir.  Bu bölgeler Kuzeydoğu Anadolu, Orta Doğu Anadolu ve Güneydoğu Anadolu’dur. Genel olarak çocukların eğitim durumuna ilişkin göstergeler, doğu bölgelerinde hem eğitimin sunumunda hem de okula giden çocukların performansında sorunlar işaret etmektedir. Öğretmenlerin bir kısmı yeterince deneyimli değil ve/veya devamsızlık yapmaktadır. 2010-2011 ders yılında ortaöğretimde net okullaşma Türkiye’nin batısındaki birçok ilde %80-90 düzeyinde iken kimi Doğu illerinde %30-40 gibi çok düşük oranlardadır. Ayrıca, kız çocuklarda okullaşma birçok ilde erkek çocukların çok gerisinde kalmaktadır. Genç nüfusun fazla olmasına karşın doğu illerinden daha az sayıda genç üniversite giriş sınavlarına girmekte, başarı oranı da daha düşük olmaktadır. Bu bölgelerde yetişen gençlerin mesleki ve diğer fırsatlar bakımından da diğer bölgelerdeki gençlere göre dezavantajlı konumda olduğu açıktır.

Kırsal yöreler: Resmi nüfus istatistiklerine göre 2011 yılı sonu itibarıyla nüfusun %16’sını biraz aşan bir bölümü belediye sınırları dışında kalan yerleşimlerde yaşamaktadır. Bu oran, çocuk nüfusta muhtemelen biraz daha yüksektir (Oysa 18 yaşından büyük gençler için durum farklıdır). Bu kırsal yörelerde istihdam tarımda yoğunlaşmaktadır ve bu sektördeki kazanç düşük olduğu gibi emeklilik haklarından yararlananlar da azdır. Türkstat’ın 2011 yıllık Hanehalkı Bütçe Araştırmasına göre hanehalkı başına ortalama aylık tüketim harcamaları kentsel yerleşimlerde 2.364 TL iken kırsal yörelerde yalnızca 1.547 TL’dir   (burada “kırsal”, nüfusu 20 binin altında olan kasabalar ve köyler için kullanılmaktadır). Kırsal kesimde eğitim düzeyi de daha düşüktür; gençlerin kentsel alanlara göçü söz konusudur; altyapı ve hizmetler yer yer sınırlı kalmakta hatta en ücra yerleşimlere ulaşamayabilmektedir. 2008 Demografi ve Sağlık Araştırmasına göre kırsal kesimdeki hanelerin dörtte birine yakın bir bölümü iyileştirilmiş sanitasyon imkânlarından yararlanamamaktadır. Türkstat’a göre 2009 yılında kırsal kesimde yaşayan 15 yaşından küçük çocukların yarısı (%50,15) “gıda ve gıda dışı yoksulluk” içindedir. 2008 yılı DSA’sına göre de, 1999-2008 döneminde 5 yaşından küçük çocuk ölüm hızı, ülke ortalaması olarak 1.000 canlı doğumda 33 iken kırsal kesimde 43 idi.  Aşıları tam olan 2 yaşındaki çocukların o yaş grubundaki toplam nüfusa oranla ülke ortalaması olarak %74 iken kırsal kesimde %60’tır. Şartlı nakit transferleri, “yeşil kart”/genel sağlık sigortası, taşımalı eğitim, haftalık yatılı okullar ve ilgili bakanlıklarla yerel yetkililerin diğer çabalarına karşın sağlık ve örgün eğitim hizmetlerine fiili erişimde halen sorunlar vardır.

Kırsal ve kentsel alanlar arasındaki sınırlar kolay tanımlanamamaktadır. Ayrıca kırsal alanlar da homojen değil: kimi yerde refah düzeyi, yoğun tarım, turizm veya büyük kentlere yakınlık gibi etmenler sayesınde göreli yüksektir. Bu gerçeklere rağmen, kırsal kesimdeki çocuklar ve gençler için ihtiyaç analizi yapıldığında, her cinsiyet ve yaş grubu için aşağı yukarı ortak bir profilin ortaya çıkması beklemek herhalde yanlış olmaz. Bu ortak profilin başlıca özellikleri arasında, büyük ihtimalle, yetersiz beslenme veya malnütrisyon, çocuk yetiştirmede zaaflar ve EÇG hizmetlerinin olmayışı; konut, hijyen ve altyapı sorunları; göllerde, nehirlerde veya sulama kanallarında boğulma, Kırım-Kongo Kanamalı Ateşi gibi hayvanlarla ilgili hastalıklara yakalanma ve benzer kırsal alanlara özgü riskler, küçük yaşlardan başlayarak ailenin tarım işletmesinde çalışma zorunluluğu ve eğitim, sosyalleşme, teknoloji kullanımı ve sanat, spor, boş zaman, seyahat vb aracılığıyla kişisel gelişim imkânlarının sınırlılığı bulunacaktır.

Kamu politikası: Bölgesel ve kırsal kalkınma, 2007-2013 Dönemi Dokuzuncu Kalkınma Planı’nın beş ekseninden birini oluşturmaktadır. Yerel idarelerin ve belediyelerin düzenli finansmanına ve etkinliklerine ek olarak, bölgesel kalkınmaya yönelik çeşitli stratejiler ve projeler benimsenmiştir. Bunların arasında Güneydoğu Anadolu Projesi (GAP),  Doğu Anadolu Projesi (DAP), Doğu Karadeniz Projesi (DOKAP), Zonguldak-Bartın-Karabük ve Yeşilırmak Havzası bölgesel kalkınma projeleri ile birlikte Ulusal Kırsal Kalkınma Stratejisi ve köy desteği (KÖYDES) ve Belediye Desteği (BELDES) programları yer almaktadır. Azgelişmiş bölgelerdeki özel yatırımlara teşvikler sağlanmaktadır. Bundan böyle bölgesel kalkınma ajanslarının ülkenin her yerindeki bölgesel kalkınma girişimlerinde önemli rol oynamaları beklenmektedir.

Ancak, bu girişimler temelde altyapıya ve özel girişimciliğin teşvikine yönelik olup çocuk yoksulluğunu, çocuklarla ilgili diğer konuları ya da gençlerin sorunlarını öne çıkarmamaktadır. Buna karşılık, çocukları ve gençleri etkileyen ulusal uygulamalarda sağlanan iyileşmeler, azgelişmiş bölgelere ve kırsal alanlara genellikle gecikmeli olarak yansımaktadır. İlk kez 2012-2013 ders yılında başlatılan zorunlu ortaöğretiminde, mesela, böyle bir gecikmenin görülmesi şaşırtıcı olmayacaktır.

Politika seçenekleri: Azgelişmiş bölgelerdeki çocukların ihtiyaçları farklılık ve çeşitlilik göstermektedir. Çünkü bu bölgeler hem kendi aralarında hem de kendi içlerinde iklim ve coğrafya, nüfus yoğunluğu, önemli merkezlerle aradaki mesafe, etnik ve kültürel özellikler, doğurganlık hızları, göç eğilimleri, kentleşme derecesi ve benzer göstergelere göre farklılıklar sergilemektedir. Dolayısıyla, çocuklar ve gençlerle ilgili hedeflerin, göstergelerin ve programların bölgesel kalkınma idareleriyle il, belediye ve köy yönetimlerinin çalışmalarına içselleştirilmesinde ve örnek uygulamaların yaygınlaştırılmasında uygun yolların bulunması gerekmektedir. Bu arada, sağlık, eğitim, sosyal yardımlar ve hizmetler, gençlik, kalkınma ve benzeri alanlardan sorumlu bakanlıklar, yönlendirici bir ilke olarak eşitlik üzerinde daha fazla odaklanmak, ailelere ve çocuklara yönelik koruma ve hizmetlere eksikliklerin en fazla olduğu yerlerde eşitlikçi erişim sağlamak için yeni yollar geliştirmek durumundadır.

Kırsal kesimdeki çocuklar ve/veya gençler söz konusu olduğunda ise, karşılaşılan sorunları ortak oluşu ve kaynaklardan az yararlanabilme durumu veri alındığında, özel programlar üzerinde durulabilir. Tarım ve Köy İşleri Bakanlığı 2011 yılında Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı olarak yeniden adlandırılmış olmakla birlikte, bu kurum çok sektörlü 2010-2013 Kırsal Kalkınma Planı’nın eşgüdümünden bugün de sorumludur ve bu amaca yönelik olarak tahsis edilen AB “IPARD” fonlarını yöneten Tarımsal ve Kırsal Kalkınma Destek Kurumu (TKDK) da çalışmalarını gene aynı bakanlık bünyesinde sürdürmektedir.