UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

9.3 Yoksul kent mahallelerindeki çocuklar ve gençler

Türkiye’nin yoksul kent mahallelerinde yaşayan çocuklar ve gençler, birçok farklı sorunın yanı sıra, kırsal kesimdeki akranlarının karşılaştıkları bazı güçlükleri de aynen yaşamaktadır. Örneğin, kentlerdeki bu çocukların ve gençlerin ana babalarının da gelir ve eğitim düzeyleri düşük olabilmekte, bakım ve beslenme gibi temel ihtiyaçları her zaman karşılanamamaktadır. Yoksul kent mahallelerinde istihdam çoğu kez gelip geçici, öngörülemez mahiyettedir ve bu da güvencesizliğe ek bir boyut daha katmaktadır. TEPAV, UNICEF ve Dünya Bankası sponsorluğunda 2009 yılındaki ekonomik durgunluk döneminde gerçekleştirilen Türkiye Refah İzlemesi Araştırması, kentli yoksul hanelerin gelirinin azaldığını, bu hanelerin gıda harcamalarında kısıntıya gittiklerini ve önemli sayıda hanenin borçlandığını ve/veya ödenmemiş faturalar nedeniyle gaz, elektrik ve su aboneliklerinin kesildiğini göstermektedir.(http://www.unicef.org.tr/en/content/article/319/2009-09-29-economic-crisis-affecting-the-welfare-of-families-in-turkey.htm ya da Türkçe olarak, http://www.unicef.org.tr/tr/content/article/318/2009-09-29-ekonomik-kriz-turkiye-de-ailelerin-refahini etkiliyor.htm). Ailelerin çoğu eğitime büyük önem vermekle birlikte, kimi çocuklar küçük yaşlardan başlayarak dükkân veya lokanta gibi aile işletmelerinde, sokaklarda, küçük atölyelerde veya benzeri yerlerde çalışmak zorunda kalmaktadır (Kentlere göçün sonucu olarak, çocuklar da aralarında olmak üzere mevsimlik göç hareketi içinde yer alan tarımsal işgücünün bir bölümü de şimdi şehirlerde ikamet etmektedir). Kentsel alanlarda sanitasyon, elektrik ve su gibi hizmetler, EÇG hizmetleri, boş zamanların değerlendirilebileceği yerler ve internet erişimi gibi imkânlar bakımından kırsal alanlara göre daha donanımlıdır, ancak yoksul çocuklar ve gençler bu imkân ve hizmetlerden, maliyeti nedeniyle yararlanamamakta veya tam olarak yararlanamamaktadır. Yoğun trafik ve inşaatlar nedeniyle güvenli yürüyüş yolları ve oyun alanları bulmak zordur. Kirlenme ve gürültü sağlık açısından kimi riskleri de beraberinde getirmektedir. Bu tür ortamlar, özellikle engelli kişiler açısından elverişsizdir. Kentsel altyapı ve kamu hizmetleri, özellikle kırsal alandan veya ülkenin diğer yerlerinden yoğun göç alan yerleşim alanlarındaki nüfus artışının gerisinde kalmaktadır. Sonuç olarak, kırsal kesimde çocukların bir bölümü, yaş ve eğitim düzeyleri farklı olan çocukların bir arada eğitim gördüğü (ve öğretmenlerin böyle sınıflarda ders verme açısından yeterince donanımlı olmadığı) bütünleşmiş sınıflarda okula devam ederken, kentlerin yoksul mahallelerindeki çocuklar da 50’den fazla öğrencinin bulunduğu kalabalık sınıflarda, sabahçı veya öğlenci olarak eğitim alabilmektedir. Yoksul kent mahallelerindeki çocuklar, yaşlarına ve cinsiyetlerine bağlı olmak üzere, sokak yaşamı, yargıyla tanışma, bağımlılık ve diğer riskli davranışlar, yabancıların şiddetine ve istismarına maruz kalma gibi risklere en açık kesimi oluşturmaktadır.

Yoksul bölge ve illerdeki kent ve kasabaların mahallelerinin büyük bölümü ile birlikte en varlıklı gibi görünen kentlerin bile birçok mahallesi kent yoksulluğu kategorisine giren yerleşimlerdir. Fiziksel açıdan bakıldığında buralarda gecekondularla eski bina ve apartmanlar egemendir; yeni inşa edilenler bile derme çatma, aşırı kalabalık bloklardan ibarettir. Bu yerleşim alanlarından bazıları hükümetin dev “kentsel dönüşüm” projesi kapsamında yıkılacak kent merkezindeki yerlerken diğerleri ise kent merkezinden hayli uzaktadır. Kimi durumlarda, nüfusun önemli bir bölümünü henüz kent koşullarına uyum sağlamakla uğraşan yeni göçmenler oluşturmaktadır. Yoksul kent mahallelerinin nüfusu aynı zamanda etnik bileşim, aile büyüklüğü ve gelir kaynakları açısından da farklılıklar göstermektedir ki bu etmenlerin hepsi çocukların ve gençlerin karşılaştıkları sorunları ve güçlükleri etkilemektedir. Tüm bu değişkenlikler dikkate alındığında, kent yoksullarını ve çocuklarını desteklemeye yönelik politikaları en iyi belirleyecek olanlar, yerel ve katılımcı ihtiyaç analizinden hareketle yerel yetkililer olacaktır. 

Dostane kentler?

Türkiye’de belediyeler yasa gereği kent danışma meclisleri kurmak zorundadırlar. Bunların arasında kadın, gençlik ve engelli meclisleri yer almaktadır.  2010-2011 döneminde Gençlik için Habitat (bugün Habitat Kalkınma ve Yönetişim Derneği olarak bilinmektedir) öncülüğündeki bir STK’lar koalisyonu bu meclislerden bazılarıyla ortak bir çalışma yürüterek ülkedeki çeşitli kentlerin ve kentsel yerleşimlerin çocuk, genç ve kadın dostu özellikleri açısından değerlendirmesini yapmıştır. Finansmanı Sabancı Vakfı tarafından sağlanan STK’lar bu çalışmada bir araştırma grubu olan Ulusal Demokrasi Kurumu’ndan (UDK) yardım almış ve UNICEF desteğiyle geliştirilen Çocuk Dostu Kentler metodolojisinin uyarlanmış bir versiyonunu kullanmıştır. Değerlendirmeye tabi tutulan kentler ve yerleşimler arasında Çankaya (Ankara), Denizli, Diyarbakır, Giresun, İzmir, Kocaeli, Maltepe (İstanbul), Ordu ve Van bulunmaktadır. Araştırma, kent sakinlerinin yaşadıkları kentlere ilişkin kaygılarıyla ilgili bir fotoğraf vermektedir. Hava kirliliği, içme suyunun kalitesinin belirsizliği, halka açık w.c.’lerin durumu ve acil durumlara hazırlıklılık, dile getirilen başlıca konular arasındadır. Uyuşturucular ve çeteler geniş bir kesim tarafından tehdit olarak algılanmaktadır. Pek çok kadın sokakta yürürken kendini rahat hissetmemektedir. Kadınlar ayrıca gündüz çocuk bakım merkezlerinin ve yaşlılara bakım verilen yerlerin olmayışını bir sorun olarak dile getirmiştir. Apartmanlar ve okul binaları, kamusal mekânlar, spor ve hobi tesisleri de engelliler için uygun olmayan özellikleri nedeniyle eleştiri almıştır. Mevcut sağlık hizmetleri ve sosyal hizmetler; çocukların beslenmesi, gelişimi, güvenliği ve zihinsel sağlığı gibi konularda olsun gençlere kariyer danışmanlığında olsun bilgi alınabilecek kaynakların yokluğu da sıkça dile getirilen sorunlar arasındadır. Araştırmada ayrıca halkın yerel/kentsel yönetime katılımının düşüklüğü ve çevre halkının okullarla ilişkisinin azlığını ortaya koymuştur.