UNICEF'ten düzenli haber almak için iletişim bilgilerinizi bırakabilirsiniz

9.4 Roman çocuklar ve gençler

Genel olarak Romanların yaşadıkları yerler, kentin ister merkezinde ister çeperlerinde olsun, suç ve düzensizlik açısından adı kötüye çıkan yerlerdir. Bu mahallelerde, aşırı kalabalık, elverişsiz konutlar, yol ve altyapı hizmetlerinin yetersizliği, kamu binalarının yıpranmışlığı ve hizmetlerin kalitesizliği gibi sorunlar dikkat çekmektedir. Söz konusu mahallelerin bir bölümü kentsel yenilenme projelerinden etkilenmiş veya etkilenecektir ve bu da yerinden olma ve yeni güçlükler gibi sorunları beraberinde getirecektir. Kentsel yeniden yapılanma kapsamında daha önceleri başlatılan bir girişim sonucunda İstanbul’un Sulukule semtindeki Romanlar 1990’ların sonundan itibaren yerlerinden olmuşlardır.

Romanların dışlanmışlık durumu, bu kesimin geleneksel becerilerinden birçoğunun modern teknoloji ve yaşam tarzları sonucunda geçerliliğini yitirmesi nedeniyle daha da pekişmektedir. Böylece Romanlar daha da yoksullaşmakta, sonuçta hurda, kâğıt, plastik madde vb toplayıcılığı, sokak satıcılığı, ayakkabı boyacılığı, hamallık, fırın ve tabakhanelerde düzensiz işler, çiçekçilik, temizlik veya barlarda çalgıcılık gibi marjinal işlere yönelmektedir.

Romanlar, yoksullukları, eğitimsizlikleri, bilgi ve sosyal becerilerden yoksun oluşları, kamu görevlilerinden, profesyonellerden, olası işverenlerden ve başkalarından ayrımcı muamele görme korkusu gibi nedenlerden dolayı mahallelerinden ayrılmada, kamusal yaşama katılmada, kamu hizmetlerinden yararlanmada ve yetkililere yaklaşmada güçlüklerle karşılaşmaktadır. Türkçedeki “Çingene” sözcüğünün çeşitli olumsuz çağrışımları vardır. Birçok kişinin, Romanlarla aynı mahallelerde yaşayanları, hırsızları ve dilencilerı de “Çingene” olarak adlandırdıkları anlaşılmaktadır. Roman topluluklara mensup olup durumlarını düzeltenler ise eski topluluklarından ayrılıp kimliklerini gizleme eğilimindedir.

Bütün bu koşulların Roman çocuklar ve gençler üzerinde ciddi etkileri olmaktadır. Doğum kaydının yapılmaması, zamanında okula başlamama, aşıları kaçırma veya temel sağlık hizmetlerinden yoksunluk gibi riskli durumlar bu çocuklar için özellikle geçerlidir. Roman çocukların yoksulluğu, ailelerinin kalabalık olması gibi nedenlerle daha da ağırlaşabilmekte, bu çocuklardan ailelerine destek için dışarıda (hatta sokaklarda ve/veya gece saatlerinde) çalışmaları beklenebilmektedir. Çocukların yaşam ve çalışma koşulları sağlık sorunları ve madde bağımlılığı gibi riskleri artırabilmektedir. Romanlarda çocukluk ve yetişkinlik dönemleri birbirinden net ayrılmayabilmektedir.  Çalışma ve evlilik geleneksel olarak – özellikle kız çocuklar açısından - erken yaşlardan başlamaktadır.

Romanların, örgün eğitimin sağlayabileceği yararlarla ilgili deneyimleri çok sınırlıdır. Bu nedenle pek çok Roman aile için kız ve erkek çocuklarının eğitimi öncelikli bir konu oluşturmamaktadır. Eğlence sektörü dışında Romanlar için başarılı rol modeller bulunmamaktadır. Başka alanlarda olduğu gibi eğitim alanında da veriler etnik gruplar temelinde toplanmadığından, Roman çocuklar arasındaki okula gitmeme, geç başlama, düzensiz devam ve okul terki gibi durumları sayısal olarak belirlemek, bu alanlarda zamanla ortaya çıkan iyileşmeleri veya bozulmaları saptamak olanaksızdır. Bununla birlikte, Roman çocukların okullaşma düzeyleri en düşük kalan çocuk kesimleri arasında yer aldığı söylenebilir. Bu durum, telafi eğitimi gibi modelleri de devreye sokarak ilköğretimde %100 okullaşma hedefine ulaşma yönündeki çabalar sırasında ortaya çıkmıştır. Eşgüdümü UNICEF ve UNESCO İstatistik Enstitüsü tarafından gerçekleştirilen Uluslararası Okul Dışı Çocuklar Girişimi kapsamında hazırlanan bir Türkiye ülke raporunda Temmuz 2006 ile Ocak 2008 tarihleri arasında yapılan bir saha araştırmasına atıfta bulunulmaktadır (Marsh et.al., Eşitsiz Vatandaşlık: Türkiye Çingenelerinin Karşılaştığı Hak İhlalleri, 2008).  Söz konusu araştırmaya göre Romanlar eğitimde başarı düzeyi, okullaşma ve okuryazarlık oranları gibi göstergeler açısından en gerideki grubu oluşturmaktadır. Neden olarak, finansal kaynakların yetersizliği, önyargılar ve okullara yönelik düşük beklentiler gösterilmektedir. Erken evliliğin ve çocuk işçiliğinin de, Roman çocukların eğitime katılımını ve okuldaki başarısını etkilediği varsayılabilir.

Romanların eğitime katılmalarının sağlanması, yalnızca eğitim hakkının değil bu çocukların diğer haklarının yaşama geçirilmesi açısından da önemlidir. Ne var ki Roman çocukların, diğer yoksul çocuklara göre, okul kurallarına uyma, sosyalleşme, okula düzenli olarak ve zamanında gitme, sınıf geçme ve eğitimin bir sonraki kademesine atlama konularında daha fazla güçlükle karşılaştıkları düşünülmektedir (kentsel yenilenme projeleri çerçevesinde eski yerlerinden olma da okullaşmayı ve okula devamı olumsuz etkileyebilir). Okullardaki yöneticiler ve öğretmenler bu konulara ilişkin olarak duyarlılaştırılmamışlardır. Hatta aralarından Roman çocuklara karşı önyargı besleyip ayrımcılık yapanlar bile çıkabilmektedir. Ayrıca Roman mahallelerindeki okullar bakım ve donanım açısından da yetersiz kalabilmektedir.

Son yıllarda –ve özellikle Sulukule olayının ardından- Roman dernekleri ve diğer kuruluşlar Romanlara ve karşılaştıkları sorunlara dikkat çekmeye yönelik çalışmalar yürütmektedir. Mart 2009’da Avrupa Roman Hakları Merkezi (ERRC) ile Edirne Roman Derneği (EDROM) hükümete bir çağrıda bulunarak Romanların İçerilmesi Uluslararası On Yılı’na katılmasını istemiştir. Bu katılım, Türkiye’nin, sağlık, konut, istihdam ve eğitim alanlarındaki dışlanma sorunlarını aşmaya yönelik bir plan hazırlamasını ve uygulamasını gerektirmektedir (Ulusal Roman Entegrasyon Stratejileri AB Çerçevesi, Türkiye dâhil AB üyesi olmayan ülkeleri somut hedeflere yönelik olmak üzere benzer bir strateji ve eylem planı geliştirmeye özendirmektedir). Ancak hükümet bu talebe olumlu yanıt vermemiştir. Başbakan 14 Mart 2010 tarihinde İstanbul’da Romanların geniş katılımıyla yapılan bir toplantıda “Roman açılımı” sözü vermesine karşın bunun ardından herhangi bir program gelmemiştir.

Milli Eğitim Bakanlığı 2011 yılında Roman çocukların eğitim sisteminde karşılaştıkları tıkanmaları belirlemek ve buna göre yoksulluğun Roman çocukların eğitime katılımları ve okullardaki performansı üzerindeki etkilerini hafifletecek bir eylem planı hazırlamak amacıyla iki katılımcı çalıştay düzenlemiştir. Bu yenilikçi adım, UNICEF tarafından da desteklenen, eğitime erişimi ele alan ve Roman çocukların eğitim sistemi dışında kalma olasılıklarına eğilen bir çalışmanın ardından atılmıştır. Ne var ki, netleştirilmemiş, son haline getirilmemiş ve uygulanmamıştır.

Bu koşullarda, Romanlarla ilgili konuları gündeme taşımaya, Romanların gündelik yaşam koşullarını iyileştirmeye ve Roman çocukların eğitimine yardımcı olmaya yönelik sınırlı çabalar yerel belediyeler, muhtarlar ya da sivil toplum tarafından sergilenmektedir. Roman derneklerinin çoğu kaynak ve kapasite açısından çok sınırlı imkânlara sahiptir.

Türkiye’deki Romanlar ve benzeri gruplarla ilgili veriler, özellikle nicel veriler sınırlı olduğu gibi bu kesimlerden çocukların karşılaştıkları sorunlara ilişkin bilgiler de kıttır. Bununla birlikte elde kimi çalışmalar vardır: (i) Edirne Roman Derneği (EDROM)/Avrupa Roman Hakları Merkezi /Helsinki Yurttaşlar Meclisi: Biz buradayız! Ayrımcı dışlanma ve Türkiye’deki Romanların hakları için mücadele 2008 ve (ii) Başak Ekim Akkan, Mehmet Baki Deniz, Mehmet Ertan & Başak Erel: Türkiye’de Romanların Yoksulluğu ve Toplumsal Dışlanmışlığı, Kasım 2011 (http://www.spf.boun.edu.tr/content_files/Roman_Kitap_ENG.pdf, ya da Türkçesi için:http://www.spf.boun.edu.tr/content_files/Roman_Kitap_TR.pdf). Bu ikinci çalışma, Edirne Roman Derneği (EDROM), Boğaziçi Üniversitesi Sosyal Politikalar Forumu ve Anadolu Kültür tarafından AB ve İsveç destekli “Roman Topluluklar için Kapsamlı Sosyal Politikalar Geliştirilmesi Projesi”nin bir parçası olarak gerçekleştirilmiştir.