Çocuklar için Koruyucu Ortam
Kentleşme ve tüketimciliğin etkisi: Türkiye’de çocuklar, toplumu dönüştüren demografik, ekonomik ve siyasal – ve çoğunlukla küresel—güçlerin etkisiyle bir yandan daha fazla fırsattan yararlanabilirken, diğer yandan da giderek daha kırılganlaşmaktadır. Hızlı kentleşmeyle birlikte iç göçler tüm şokları ve belirsizlikleriyle sürmektedir. Ekonomik modernleşme ve liberalleşme devam ederken geçim imkanlarının kırılganlaştığı ve mekanların kabalalıklaştığı, ancak aile ve komşuluk bağlarının zayıfladığı, yeni topluluklar ortaya çıkmaktadır. Toplumun tüm kesimlerinde kişisel istekler kabarmakta, kişisel tüketim toplumsal statünün ve öz saygının başlıca kaynağı haline gelmekte, ancak eşitsizlikler de giderek daha görünür olmaktadır. Değer sistemleri sorgulanıp erozyona uğramakta veya hoşgörüsüz biçimlere bürünerek yeniden yaratılmaktadır. Kuşaklar arası çatışmalar – örneğin toplumsal cinsiyet rolleri ile ilgili olanlar —hız kazanmaktadır. Yaşam giderek daha rekabetçi özellikler kazanmakta, yeni suç ve sömürü biçimleri ortaya çıkmaktadır. Bunlar, ülkenin tüm yörelerindeki kentlerde görülebilmektedir. Nüfusu hızla artan Güneydoğu’da sosyal gerilimler ve sürmekte olan siyasal gerilimler, şiddet ve terörizmle daha da keskinleşmektedir.
Hem önleme hem müdahale gerekliliği: Değişimin acımasız hızı, fırsat eşitsizliklerinin giderilmesine daha fazla önem verilmesini gerektirmektedir. Tüm çocuk ve ailelere bilgili çocuk yetiştirme, kaliteli sağlık bakımı, yaşam becerileri ve meslek edinmeye yönelik iyi eğitim, yoksullara maddi yardım, boş zamanlarını değerlendirme ve katılım fırsatları ve çocuk dostu medyayı da içeren ayrıntılı bir destek ağının kurulması gerektmektedr. Bu önleyici etmenlerin kız ve erkek çocukların her tür şiddete, sömürüye, istismara, ilgisizliğe ve zararlı veya olumsuz diğer deneyimlere maruz kalmamalarını güvenceye almadaki rolü ne kadar vurgulansa yeridir. Bunla birlikte ek güçlüklerle karşılaşacak ve ailelerinde veya okullarında bulamayacakları ek korumaya ihtiyaç duyacak çocuk ve ergenlerin sayısının artması olasılığı yüksektir. Sokakta çalışan çocukların görüntüleri de sürekli bunu anımsatmaktadır. Belki daha az görünür, ancak en az bunun kadar kaygı verici diğer gelişmelerin arasında suça karışan çocuk sayısının giderek artması, 18 yaşından küçüklere yönelen –zaman zaman faili de 18 yaşın altında olan – cinsel olanlar dahil şiddet ve istismar olaylarının yagınlaşması da sayılabilir.
Daha yüksek standartlar, daha geniş kapsam: Bu arada, tüm dünyada çocuk koruma alanında görev yapanlardan her zamankine göre daha yüksek standartları yakalamaları beklenmektedir. Son yıllarda çocukların hakları uluslararası forumlarda tanınmış ve daha net biçimde tanımlanmıştır. Bu gelişmeler, çocuklar ve çocuk haklarına inanan herkes için tarihsel bir fırsat anlamına gelmektedir. Bu arada, risk altında veya özel korunmaya ihtiyacı oldukları kabul edilen çocuk sayısı da artmıştır ve bu alanlarda görev yapanlar ana baba bakımından yoksun, suça itilmiş, çalışan çocuklar ve başka durumlardaki çocuklar için ek sorumluluklar üstlenmiştir. Tüm bunlar daha gelişkin bir kavrayış ve uzmanlığı, uygun yasal ve kurumsal düzenlemelerle birlikte insani ve finansal kaynaklarla desteklenecek daha geniş kapsamlı koruma mekanizmalarını gerektirmektedir.
![]() |
| A Fotoğraf Oktay Ustun |






